Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 27.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1994-2016 yılları arasında Sakarya Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş bağlı olarak alt işveren üst işveren ilişkisi içerisinde çeşitli taşeron firmalarında işçi olarak görev yaptığını, FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü kapsamında hakkında soruşturma açılmış ve 14/11/2016 tarihinde gözaltı işlemi yapılarak 17/11/2016 tarihinde Sakarya Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandığını, müvekkilinin tutuklandığı gün iş kanundaki süreler beklenmeden iş akdi sona erdiğirildiği, daha sonra ise Sakarya Sulh Ceza hakimliği kararı ile adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, hakkında yürütülen soruşturma 06/12/2017 tarihinde tamamlanmış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği bu olaylar nedeniyle maddi manevi zarara uğradığını, 10.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın devlet hazinesinden alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 10.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2019 tarihli ve 2018/227 Esas, 2019/28 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.09.2019 tarihli ve 2019/693 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri

1.Soruşturma nedeniyle davacının iş bulamaması sebebiyle uğranılan zararın giderilmesi gerektiğine,

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacı ...'ın Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/23810 Sr. sayılı dosyasından yürütülen soruşturma kapsamında 14.11.2016 tarihinde gözaltına alındığı, Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/505 D. İş sayılı doyası ile 17.11.2016 tarihinde tutuklandığı, 30.11.2016 tarihinde tahliye edildiği, 06.12.2017 tarihinde Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/9194 sayılı kararı ile hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, verilen kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.

Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğünce davacının aynı tutuklama nedenine dayalı olarak başka dava açılmadığı, UYAP kayıtlarının çıktısında da aynı tutuklama nedenine dayalı başka bir dava açtığına ilişkin bilgiye rastlanılmadığı, Serdivan İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma sonucunda verilen cevabi yazıda, davacının kendine ait evde oturduğu, evli ve iki çocuğunun olduğu, çocuklarının öğrenci olduğu, tarım işçiliği yaptığı, gelirinin sabit olmadığı, eşinin temizlik işlerine gittiğini, ortaokul mezunu olduğu tespit edilmiştir.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu tarafından verilen 16.03.2018 tarihli cevabi yazıda davacının gözaltında geçen günlerinin başkaca bir dosyadan mahsubuna ilişkin verilen herhangi bir karara rastlanılmadığı, SGK tarafından verilen cevabi yazıda; 18.11.2016 ile 23.02.2018 tarihleri arasında davacıya ait sigortalı çalışma bulunmadığı tespit edilmiştir.

Davacı tarafından gözaltında tutulduğu tarihte yaptığı iş ve elde ettiği kazanca dair bir belge sunulmaması, serbest bırakıldıktan sonrada sigortalı olarak çalışması bulunmaması, iş akdinin gözaltına alındığı gün sonlandırıldığı, bu yönde hesaplama içerir ve mahkemece de usulüne uygun düzenlendiği görülen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacının üzerine atılı suçun niteliği, tutuklu kaldığı süre ile işi, ekonomik ve sosyal durumu birlikte değerlendirildiğinde hak ve nasafet ilkesi ile manevi tazminatın zenginleşmeye neden olmaması gerektiği ilkesi göz önünde bulundurularak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminat ile 540,36 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesi karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
''... Dosya içinde bulunan SGK yazısına göre davacının 14.11.2016 tarihinde gözaltına alındığı ve bu tarih itibari ile Sakarya PTT'de taşeron işçi olarak çalıştığı, 18.11.2016 tarihinde işten çıkartıldığı, çıkartıldığı tarihe kadar 18 gün için kendisine 1040.84 TL ödeme yapıldığı 30.11.2016 tarihinde tahliye olduğu anlaşılmakla, davacının 19.11.2016 - 30.11.2016 tarihlerini kapsayacak şekilde son ay aldığı ücrete göre gerçek maddi zararının 693.89 TL olarak hesaplanması ve maddi tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin 19.11.2016 olması gerekirken hatalı uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık Anayasanın 141/son. ve 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün 1. fıkrasının maddi tazminata ilişkin kısmından "540,36 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "693.89 TL" ibaresinin yazılması, hükmün 1. fıkrasının manevi tazminata ilişkin kısmından "10.000.00 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "2500.00 TL" ibaresinin yazılması, hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmından "1.264.84 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "1056.00 TL" ibaresinin yazılması sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hüküm DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,'' karar verilmiştir.

Tazminat talebinin esasını oluşturan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/9194 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 14.11.2016-30.11.2016 tarihleri arasında 16 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 06.12.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Kanunda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. 5271 Sayılı Kanun'un 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tazminat miktarının artırılmasının duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

1.Soruşturma nedeniyle davacının iş bulamaması sebebiyle uğranılan zararın giderilmesi gerektiğine, ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının iş bulamaması sebebiyle uğranılan zararın koruma tedbirlerinden kaynakladığı sabit olmadığından davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.09.2019 tarihli ve 2019/693 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.