İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 17.12.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/280 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığını ve beraat ettiğini, davacının soruşturma aşamasında haksız olarak gözaltında ve tutuklu kaldığını, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı günler için 250.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın haksız gözaltı gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 25.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2019 tarihli ve 2019/21 Esas, 2019/203 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.09.2019 tarihli ve 2019/3438 Esas, 2019/1429 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri

1.Maddi tazminatın davacının son maaşı üzerinden yapılması gerektiğine,

2..Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine,

3. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacı ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında Balıkesir 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2018 Tarihli, 2017/280 Esas ve 2018/580 Karar sayılı kararı ile suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, beraat kararının 29/11/2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin başka bir cezasından mahsup edildiğine ilişkin dosyada ve UYAP kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı tespit edilmiştir.

Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen beraat kararının 29/11/2018 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından 17/12/2018 havale tarihli dilekçe ile dava açıldığı, dolayısıyla davacının davasının yasal süresinde olduğu tespit edilmiştir.

Davacının olayla ilgili olarak maddi zarara uğradığını belirterek 250.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu ve miktarın bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını talep ettiği, davacının talebi doğrultusunda maddi tazminatın hesaplanması için alınan 08/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının 27/07/2016-03/08/2016 tarihleri aralığında gözaltında ve 03/08/2016-27/07/2017 tarihleri aralığında tutuklu kaldığı, davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin toplam 1 yıl olduğunun tespit edildiği, davacının 20/07/2016 tarihinden itibaren görevinden uzaklaştırıldığı, 672 sayılı KHK uyarınca ise davacının görevinden ihraç edildiği, davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde 1.114,42 TL maaş aldığı, memurların maaşlarını çalışacakları ay başlamadan yani önceden aldıkları bilgisiyle işbu maaşının 15 Ağustos 2016-15 Eylül 2016 dönemine ilişkin olduğu, ancak davacının 01/09/2016 tarihinden 672 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilip bir daha iade edilmediği, kamu görevi sona eren davacının 02/09/2016 tarihinden başkaca bir işte çalışabileceği, ancak mevcut durum itibariyle davacının bu tarihte başka işte çalışamadığı, bu durumda da yerleşik yüksek mahkeme içtihatları uyarınca vasıfsız bir işçi olarak başka bir işte asgari ücretli olarak çalışabileceğinin kabulü gerekeceği, buna göreyse davacının 02/09/2016 tarihinden tahliye tarihi olan 27/07/2017 tarihine kadar asgari ücrete hak kazanacağı, 10 ay 25 günlük bu süreçte o dönemlerde uygulanan net asgari ücret miktarları üzerinden 14.801,57 TL maddi zarara uğradığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının Temmuz 2016 tarihindeki maaşını tam olarak, Ağustos 2016 tarihindeki maaşını ise kesintili aldığı, ancak davacının görevine iade edilmemesi nedeniyle kendisine maaş farkının koruma tedbirlerinden kaynaklı maddi tazminat kapsamında ödenmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla bilirkişi raporunda hesap edilen 1.864,52 TL maaş farkının maddi tazminat kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatiyle maddi vakıaya ve öngörülen hukuki düzenlemelere uygun olan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının 02/09/2016-27/07/2017 dönemine ilişkin 14.801,57 TL maddi zarara uğradığı anlaşıldığından, 14.801,57 TL maddi tazminatın davacının talebi doğrultusunda gözaltı tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin de reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili dilekçesinde Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/280 esas sayılı dosyasında davacının vekille kendisini temsil ettirmesi nedeniyle vekalet ücretini maddi tazminat kaleminde talep etmiş ise de, davacının beraat ettiği davada 4.360,00 TL vekalet ücreti aldığı, işbu meblağın üzerinde vekalet ücreti ödendiğine dair serbest meslek makbuzu mahkememizce sunulmadığı gibi Yargıtay 12. CD'nin 18/02/2019 tarihli 2018/8525 esas sayılı, 2019/2137 karar sayılı içtihadı uyarınca vekalet ücretinin avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğine dair içtihadı gözetilerek davacının avukata yapılan ödemenin karşılanması hususundaki talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacının 17.12.2018 havale tarihli dava dilekçesinde 250.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği görülmüş; manevi tazminata hükmedilirken davacının zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek düzeyde, ancak manevi olarak yaşadığı acıların tazminini de karşılayacak bir miktarda manevi tazminatın verilmesi gerektiğinden talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, davacının gözaltına alındığı 27.07.2016 tarihinden 27/07/2017 tarihine kadar gözaltında ve tutuklulukta kaldığı, davacının atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun davacı tarafından işlendiği sabit olmadığından beraatine karar verildiği, davacının kararın kesinleştiği 29/11/2018 tarihine kadar manevi olarak üzüntüye uğradığı anlaşılmakla kendisine isnad edilen suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı ve tutuklu kaldığı süresinin davacı üzerindeki etkileri, davacının sosyal ve ekonomik yaşantısı, gözaltında kaldığı ve tutuklu kaldığı dönemin bir kısmında öğretmenlik mesleği mensubu olması, dosya içeriği dikkate alınarak zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktar olarak Bursa BAM. 3. CD.'nin 16/04/2018 tarihli 2018/674 Esas, 2018/802 karar sayılı ilamı ve Bursa BAM 3. CD.'nin 14/02/2019 tarihli 2019/489 Esas, 2019/252 Karar sayılı ilamı ışığında mahkememizce takdiren 32.000,00 TL manevi tazminatın davacının talebi doğrultusunda gözaltı tarihi olan 27.07.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Tazminat talebinin dayanağı olan Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/280 Esas, 2018/580 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27.07.2016-27.07.2017 tarihleri arasında 365 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 21.11.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 29.11.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

1.Maddi tazminatın davacının son maaşı üzerinden yapılması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Davacı vekili her ne kadar maddi tazminatın davacının en son aldığı maaşı üzerinden ödenmesini talep etmiş ise de davacının 01.09.2016 tarihinde ihraç edildiği, davacının ihraç sebebiyle uğradığı zararın idari işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından ihraç tarihi ile tahliye tarihi arasındaki dönem için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.09.2019 tarihli ve 2019/3438 Esas, 2019/1429 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.11.2023 tarihinde karar verildi.