Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun vekalet ücreti yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki davacıya çarpmasıyla oluşan 17.07.2011 tarihli trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kaldığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50 TL sürekli iş gücü kaybı ve 50 TL geçici iş gücü kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava açmadan önce davalı ... şirketine gerekli belgelerle başvurması gerektiği halde başvurmadığı, dava şartının gerçekleşmediği, sigorta şirketinden tazminat istenilebilmesi için sigortalının kusurunun ispatlanması gerektiği, sigorta şirketi sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında bulunmadığı, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Bölümlerinden alınması gerektiği, avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller itibariyle trafik kazasının meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde kusur raporunu hazırlayan bilirkişinin makine mühendisi olduğu, kusur değerlendirmesi yapmasının mevzuat gereğince kabul edilemeyeceği, dava dışı sürücünün etkili fren önlemine başvurması halinde kazanın önüne geçilebileceği, fren izi olmamasının dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullandığı, çarpışma anında frene bastığı, öncesinde fren tedbirine başvurmadığının açık bir göstergesi olduğu, diğer yandan tanık beyanlarına göre davacının havaya savrulduğu beyanlarının aracın hızının fazla olduğunu gösterdiği, itirazları doğrultusunda yeni bir rapor alınmasızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, diğer yandan davalı lehine dava değerine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de mevzuata aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının halası ve eniştesi ile birlikte annesinin işlettiği bakkal dükkanının önüne geldiği, davacının içinde bulunduğu aracın dükkanın karşısına park ettiği, araçtan inen davacının karşı tarafta bulunan annesinin yanına gitmek için koşarak yola çıktığı ve o sırada yoldan geçen, sürücüsü olan aracın davacıya çarptığı, davacının yoldaki akan trafiği kontrol etmesi gerekirken etmediği, yaşı gereği annesinin yanına gitmek üzere koşarak kendi can güvenliğini tehlikeye sokup yol kaplamasına indiği, bu nedenle kusurlu olduğu, dava dışı sürücünün ise gerek tanık beyanları ve gerekse olay yerinde belirgin fren izi bulunmamasından dolayı bulunduğu mahal şartlarına uymayacak şekilde hızlı gittiği yolunda bir delil bulunmadığı, park halinde bulunan araçların arasından koşarak yola çıkan davacıya çarpmamak için fren tedbirinden başka alabileceği bir tedbir olmadığı, fren tedbirine başvursa da çarpmayı engelleyemediği, bu itibarla kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından davacı vekilinin kusura yönelik istinaf isteğinin yerinde görülmediği, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, davada 50,00 TL geçici ve 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL dava değeri üzerinden dava açtığı ve bu dava değeri üzerinden harç yatırdığı, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi gereğince hükmedilecek vekalet ücretinin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği, reddedilen dava değerinin 100,00 TL olduğu dikkate alındığında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin tarifeye ve usule aykırı olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin kusura yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelen istinaf isteminin 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

17.07.2011 tarihinde davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

269,85 TL 0.H.
59,30 TL P.H.
210,55 TL Kalan