İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.08.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs, çocuğun cinsel istismarına teşebbüs suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2021 tarihli kararı ile,
a. Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b. Sanığın sarkıntılık suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.01.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, cezanın yetersiz olduğuna, üst sınırdan ceza tayini yapılması gerektiğine, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinin yasaya aykırılık teşkil ettiğine,
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun rızası ile sanığın aracına bindiğine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dava konusu olay, 15 yaşından küçük mağdur yol kenarında babasının kendisini almasını beklediği esnada sanığın aracı ile mağdurun yanında durarak " sen ...'ın kızı değil misin, gel seni eve götüreyim" şeklinde sözlerle mağduru kandırarak aracına aldığı ve bir süre sonra başka bir yola girdiği, mağdurun durumdan şüphelenmesi üzerine "sen beni nereye götürüyorsun, bizim köy yolu burası değil" şeklinde söyleyerek araçtan inmek istediğinde mağdura "benim olacaksın, senin a...nı yerim" şeklinde söylediği, bunun üzerine mağdurun hareket halindeki araçtan atladığı iddiasına ilişkindir.
2. Mahkemece sanığın yaya halinde olan mağdurun yanında durarak "Sen ...'ın kızı değil misin, ben senin babanı tanıyorum, sen bizim yeğenimizsin, gel seni eve bırakayım" demesi üzerine araca binen mağduru köyünden farklı güzergaha götürdüğü, mağdur fark edip inmek istediği, sanığın mağduru kolundan tutup inmesine engel olduğu, mağdura "Benim olacaksın, senin a...nı yerim" demesi üzerine mağdurun aracın kapısını açarak araçtan atlaması şeklinde oluşan olayda sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulü ile atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın olay tarihi itibariyle 15 yaşından küçük mağduru babasını tanıdığını ve evine götüreceğini söyleyerek aracına binmesini sağladığı, sanığın köyüne giden yoldan farklı bir güzergaha döndüğünü fark eden mağdurun araçtan inmek istediği, sanığın mağdurun kolundan tutarak araçtan inmesine engel olduğu, sarkıntılık yapması üzerine mağdurun araçtan atladığı anlaşıldığından sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sanığın pişmanlık duyduğuna dair somut bir emarenin ve başkaca takdiri indirimi haklı kılacak bir neden bulunmaması gerekçesi ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmemiştir.
Eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.01.2017 tarihli sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.