Esastan ret

Taraflar arasındaki şirket genel kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.2015 tarihinden itibaren davalı şirketin %34 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 21.11.2017 tarihinde yapıldığını ve 07.12.2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığını, anılan genel kurul toplantısı çağrısının müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeni ile batıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesinin açıkça ihlal edildiğini, toplantıda hazır bulunanlar listesinin tetkikinde itibari değeri 50,00 TL olan 1.000 payın 500'... hisse adedine sahip şirket ortakları ... ... ve ... ... tarafından toplantıya %100 oranında katılımın sağlandığı denilmek suretiyle müvekkilinin, şirketteki mevcut % 34 oranındaki hissesinin yok sayıldığını, müvekkilinin şirketteki hisselerini devretmediğini, halen şirketin % 34 oranındaki hissesine sahip olduğunu, müvekkilinin katılmadığı genel kurul toplantısında alınan hiçbir kararın oybirliğiyle alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, 21.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6 ve 7 no.lu kararların iptaline, bu taleplerinin kabul görmemesi durumunda butlan olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına yazılı sözleşme ile devrettiğini, bu hususun 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul ile aynı tarihli hazirun cetvelinde gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket pay defterine ve kayıtlarına uygundur ibaresi taşıyan hazirun cetvelindeki yönetim kurulu başkanı sıfatı ile attığı imzası ile ... olduğunu, davacının 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısından önce gerçekleşen hisse devir sözleşmelerini müvekkili şirket ortaklarına teslim etmediğini, bu durumun şirket muhasebe işlerine bakan dava dışı Ozan ... ile şirket ortağı ... Doğrusöz arasındaki e-mail yazışmalarında da görüldüğünü, davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına devrederek ortaklıktan ayrılmış olmasına rağmen sırf İstanbul Anadolu 2. Ağır ceza mahkemesinin 2017/187 E. sayılı dosyası ile görülmekte olan davada hukuka aykırı delil yaratmak maksadıyla iş bu davayı ikame ettiğini savunarak, bizzat davacı tarafça imzalı hazirun cetveli ile hisselerini devrettiği ... olan ve müvekkili şirkette ortaklığı bulunmayan davacı tarafça dürüstlük kuralına aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hazirun cetvelini yönetim kurulu başkanı olarak imzalayıp hazirun listesinde adının olmamasının payını zımni olarak devrettiği anlamına gelmeyeceği, devre ilişkin yazılı bir sözleşme, şirketçe alınmış ve pay defterine işlenmiş bir karar bulunmadığından davacının davalı şirketin ortağı olduğu, toplantıya çağrının usulsüz olmasına rağmen davacının payı itibariyle alınan kararların iptalinin mümkün olup olmadığının irdelenmesinin gerektiği, bu doğrultuda yapılan incelemede de önceki yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ayrıca bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasında oy kullanmamaları gerektiği halde oy kullandıkları, bu oyların dışında lehlerine başkaca olumlu bir oy da bulunmadığından bu kararların iptalinin gerektiği, şirketteki hisse oranı itibari ile davacının toplantıya katılmış olması halinde dahi alınacak kararlara bir etkisinin olmayacağı da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.11.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 5 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 20.09.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından hemen önce hisselerini müvekkili şirketin hali hazırdaki ortaklarına devretmiş olması nedeni ile davayı açma hakkının bulunmadığını, davacının hissesini diğer ortaklara devrederek ayrıldığı yönünde yapılan işlemin tarafların kabulünde olduğunu, yani davacının hissesini davalılara devrettiğinin açıkça anlaşıldığını, söz konusu hazirun cetvelinin içeriği ile davacının imzalamasına rağmen haksız yere uhdesinde alıkoyduğu pay devir sözleşmelerinin müvekkili şirketin şimdiki ortaklarının elinden olmamasından istifade ile dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, belirtilen hususun dava dışı Ozan ... ve müvekkili şirket ortaklarından ... Doğrusöz arasındaki e-posta yazışmalarıyla da ... olduğunu, söz konusu yazışmaların dava dosyasında mübrez olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılması sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebep ve gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, şirket genel kurul kararlarının butlanla hükümsüz olduğunun tespiti ya da iptali istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 414,436,446 ve 447 nci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulunun ibrasında oy yasağı bulunmasına rağmen oy kullanmaları ve bu oylar haricinde karar nisabının sağlanamaması karşısında, yok hükmünde olan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.