TCK.nın 155/1, 62/1,50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafiii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak; uzlaştırmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanın Telekom bayi, sanığın da katılana ait işyerinin yanında tüpçü dükkanı işlettikleri, katılanın işlerinin yoğun olduğu dönemlerde işyerinde yapmış olduğu fatura tahsilatı karşılığındaki paraları sanığa verip banka hesabına yatırmasını istediği, sanığın verilen paraların bir kısmını bankaya yatırdığı bir kısmını da kendisine ayırdığı, olay tarihinde de banka görevlisinin katılana yatırması için gönderdiği paradan 2.300 TL'nin sanık tarafından eksik yatırıldığını söylemesi üzerine; katılanın banka hesap dökümünde yapmış olduğu araştırmada sanığa bankaya yatırılması için vermiş olduğu paralardan 7.240 TL parayı bankaya yatırmamış olduğunu tespit ettiği, bu şekilde sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın tevilli ikrar yollu savunmaları, katılan beyanları, tanıkların anlatımları, uzlaştırmanın sağlanamadığına dair rapor ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünden araştırma yapılmadığı, sanığın suç işleme kastının mevcut olmadığı gerekçesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.