Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Kars Şubesi ile dava dışı borçlu ... arasında imzalanan 28.04.2006 tarihli ve 375.000,00 TL bedelli Kredi Genel Sözleşmesine istinaden ticari krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı borçlunun müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu,müvekkili banka alacağının muaccel olduğunu ve davalı tarafın temerrüde düşürülmüş olup zaman aşımı süresinin dolmadığını, müvekkili banka şubesinden kullandırılan kredilerin sözleşme hükümleri uyarınca geri ödenmemesi üzerine 14.05.2014 tarihinde bütün kredilerin hesapları kat edilerek müvekkili banka alacağının muaccel hale geldiğini, kat tarihi itibariyle tespit edilen 229.065,08 TL borç bakiyesinin ödenmesi için Erzurum 3. Noterliğinin 14 Mayıs 2014 tarih ve 6067 yevmiye nolu ihtarnamesi ile dava dışı asıl borçlu ve davalıya ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Erzurum 2. İcra Müdürlüğünün 2014/6415 E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ve taraflarınca Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, ancak görev yönünden davanın usulden reddine karar verildiğini bu nedenle davalı kefil hakkında işbu alacak davasının açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 453.711,97 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; itirazın iptali için hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, kefalet zamanaşımı ve hak düşürücü süresinin geçmiş olduğunu, kredi ve kefalet sözleşmesinin usulsüzlüğü ile takibin usulsüz ve haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefalet sözleşmesinin yapıldığı tarih ve dava tarihi gözönünde bulundurulduğunda 10 yıllık sürenin geçmiş olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinde belirtilen 10 yıllık süre zamanaşımı olmayıp, 10 yıllık sürede kesilme ve durma söz konusu olamayacağı, 10 yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden yasa gereği ortadan kalkacağından, bu sonucun ortaya çıkması için bu süreyi hakimin kendiliğinden gözönünde bulundurması gerektiği davacı tarafın davalı kefil ...'e yönelik davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Kars Şubesi ile dava dışı borçlu ... ile imzalanan 28.04.2006 tarihli ve 375.000,00 TL bedelli Kredi Genel Sözleşmesine istinaden borçluya ticari krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı borçlunun Kredi Genel Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığından borcun tamamından ve işleyecek temerrüt faizi ve ferilerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkili banka alacağının muaccel olduğunu ve davalının temerrüde düşürülmüş olup zaman aşımı süresinin dolmadığını, müvekkil banka şubesinden kullandırılan kredilerin sözleşme hükümleri uyarınca geri ödenmemesi üzerine 14.05.2014 tarihinde bütün kredilerin hesapları kat edilerek müvekkil banka alacağının muaccel hale geldiğini, davalının kefalet yükümlülüğünün sona ermediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunun (Y. 11. HD. 22.06.2021 tarihli ve 2020/3217 E., 2021/5286 K. sayılı ilamı) anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.