Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca zemini tapulama dışı bırakılmış olan taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın kamulaştırma bedelinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca zemini tapulama dışı bırakılmış olan taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yapıya bayındırlık birim fiyatı esas alınıp, yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, davalıvekilinin ise aşağıdaki husus haricindeki sair temyiz itirazları yerinde değildir. Şöyle ki;
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dava dört ay içerisinde sonuçlandırılamadığından, Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2013 tarih ve 2013/817 başvuru numaralı 1. bölüm kararı da göz önüne alınarak, kamulaştırma bedeline bu sürenin bitimi tarihinden, karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz yürütülmesi gerektiğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının Kamulaştırma bedelinin ödenmesine ilişkin 3. bendin sonuna (Belirlenen kamulaştırma bedeline 10.12.2012 tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 16.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.