Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, davacı vakfa ait 29 ada 11 parselde kayıtlı taşınmaza davalının müdahalesinin önlenmesine, taşınmazın davacıya teslimine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Haziran 2006- Mart 2008 arası dönem için 4.580 TL ecrimisilin her dönem için ayrı ayrı faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının elatmasının önlenmesine, toplam 3.577 TL ecrimisilin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/1923 Esas, 2015/268 Karar sayılı ilamıyla, davanın çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olduğu, dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 29 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olup, taşınmaz üzerinde kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulu olmayan binanın son katındaki dairenin dava konusu yapıldığı, davalının 26.05.2006 tarihine kadar davacı Vakfın çalışanı olup bu tarih itibariyle ecrimisil istendiği, davalının ecrimisil istenen dönemde dava konusu taşınmazı kullandığı, mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü ile 3577 TL ecrimisilin hüküm altına alındığının anlaşıldığı, davalının savunması üzerinde yeterince durulmadığı, davalı, kardeşinin Vakfa bağışladığı başka bir taşınmaza karşılık dava konusu taşınmazın ücretsiz olarak kullanımına tahsis edildiği, tahsise ilişkin 31.12.2005 tarihli Vakıf kararının parantez içinde yazılan “(çalıştığı sürece)” ibaresinin sonradan elle yazıldığı savunmasında bulunmuş olduğu halde, mahkemece bu hususta inceleme ve araştırma yapılmadan sonuca gidildiği, davalının kardeşinin davacı vakfa bağışladığı bir taşınmaz olup olmadığı hususu üzerinde durularak, varsa buna ilişkin vakıf karar defterinin getirtilmesi, kararda isimleri geçen kişilerin tanık olarak dinlenilmesi, tahsis şerhini içeren 31.12.2005 tarihli vakıf kararında parantez içinde yazılan yazının, sonradan ilave edilip edilmediği hususunun alınacak raporla saptanması, anılan yazının sonradan ilave edildiğinin anlaşılması halinde tahsis kararının usulüne uygun başka bir Vakıf kararıyla kaldırılıp kaldırılmadığının irdelenmesi, tahsis kararının kaldırılmasına ilişkin karar yoksa davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığına işaret edilerek hüküm bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olaya göre, davaya konu taşınmazın davacı vakıf adına hibe yoluyla 10.01.1994 tarihinde tescil edildiği, bozma sonrası davalının, kardeşinin vakfa bağışladığı başka bir taşınmaza karşılık dava konusu taşınmazın ücretsiz olarak kullanımına tahsis edildiğine yönelik savunması nedeniyle, dosyaya kazandırılan dava dışı 196 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre, davalının ağabeyi adına kayıtlıyken 03.06.2005 tarihinde davacı vakıf adına bağış yoluyla tescil edildiği, 31.12.2005 tarihli vakıf kararına göre, davalıya vakıftan bir ev tahsis edilmesine karar verildiği, yanına parantez içinde “çalıştığı sürece” ibaresinin yazıldığı, davalının 20.05.2006 tarihinde vakıftaki işinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş ise de, bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, bozma ilamında belirtildiği üzere, 30.12.2005 tarihli vakıf kararında isimleri geçen kişilerin tanık olarak dinlenilmesi, tahsis şerhini içeren 31.12.2005 tarihli vakıf kararında parantez içinde yazılan yazının, sonradan ilave edilip edilmediği hususunun alınacak raporla saptanması, anılan yazının sonradan ilave edildiğinin anlaşılması halinde tahsis kararının usulüne uygun başka bir vakıf kararıyla kaldırılıp kaldırılmadığının irdelenmesi, tahsis kararının kaldırılmasına ilişkin karar yoksa davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile vakıf defterindeki “çalıştığı sürece” ifadesinin sonradan eklendiğinin gözle görülür şekilde sabit olduğu, tahsisin kaldırıldığına ilişkin bir karar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, temyiz itirazının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.