Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı-karşı davalı İdare vekili, vekil edenine ait 2 ada 1 nolu parselin davalı-karşı davacı tarafından hukuka aykırı olarak yapı yapılmak suretiyle kullanıldığını belirterek, davalı-karşı davacının elatmasının önlenmesine ve yapının yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı–karşı davacı, tapu tahsis belgesi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş ve karşı davada ise, tapu tahsis belgesine isabet eden kısmın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne ve karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı İdare vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.05.2015 tarihli ve 2014/7844 Esas, 2015/7567 Karar sayılı ilâmı ile davacı-karşı davalının elatmanın önlenmesi ve kâl isteğinin tümden kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulması sonrasında, Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek devam eden yargılama neticesinde; asıl davadaki elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, karşı dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm, davacı İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi ve kâl; karşı dava, tapu tahsis belgesine dayanan tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; mahkemenin bozma ilamına uymasıyla birlikte, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkeme de bozma ilamı gereklerini tam olarak yerine getirme yükümlülüğü altına girer. Ne var ki; eldeki olayda Mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini tam olarak yerine getirdiğini söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki; somut olayda, ilk kararın temyizi üzerine verilen ve Mahkemece de uyulan bozma ilamında davacı-karşı davalının elatmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece kâl talebi hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir.
O halde; Mahkemece elatmanın önlenmesi yanında kâl kararı da verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı İdare vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.