Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, çekişme konusu 1319 parsel sayılı taşınmazın bedelinin ortak mirasbırakan ... tarafından ödendiği halde, davalı oğlu adına tapuda tescilin sağlandığını, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile miras payları oranında tescile, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, çekişme konusu taşınmazın bedeli ödenmek sureti ile tarafından satın alındığını, alım gücü olduğunu, taşınmazın satın alındığının davacılar tarafından ilk yıldan beri bilindiğini, 30 yıla yakın bir süre ses çıkartmadıklarını, son yıllarda taşınmazda meydana gelen değer artışı nedeni ile davanın açıldığını, taşınmaz üzerinde davacıların muristen kaynaklı hiçbir hak ve alacaklarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu taşınmazın 28/02/1979 tarihinde davalı tarafından 3.kişiden satın alındığı, kadastro çalışmaları sırasında bu tapu kaydına istinaden 29/11/1979 tarihinde 844 parsel numarası ile adına tesbit edildiği, tesbitin itiraz edilmeksizin 06/07/1981 tarihinde kesinleştiği, 06/01/1995 tarihli ifraz işlemi ile 1319 parsel numarası ile halen davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davada ileri sürülen iddianın içeriğine ve davalının savunmasına göre yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Gerçekten, 1.4.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut olayda olduğu gibi bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Bunun yanı sıra, karara yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı; Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarih 586/782; 21.9.1994 tarih 248/538; 21.12.1994 tarih 667/856; 11.10.1995 tarih 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Yukardaki açıklamalar karşısında tapu iptal tescil isteminin reddedilmesi doğrudur.
Tenkis istemine gelince, dinlenen tüm davacı tanıklarının taşınmazın muris tarafından satın alınıp davalı adına tescil ettirildiğini bildirmeleri karşısında işlem tenkise tabi ise de, murisin bu tasarrufu TMK 565/4. maddesinde düzenlendiği üzere saklı payı zedeleme kastı ile yaptığı ispatlanamadığından tenkis isteminin reddedilmesi de bu gerekçe ve sonucu itibari ile doğrudur.
Davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 4.00 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.