Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve bedel isteklerine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası ...'nün kayden maliki olduğu 2952 ada 2 parsel sayılı taşınmazını 1/5 er pay olmak üzere farklı satış akitleri ile davalılara ve dava dışı ....'e temlik ettiğini, davalılara yapılan temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, öte yandan dava dışı kişilere yapılan temliklere bağlı olarak davalı ...'ın eşine ve çocuğuna ev satın alındığını ileri sürerek, muvazaalı temliklere ilişkin tapu iptali ve tescile, olmadığı takdirde tazminata, dava dışı kişilere temlik edilen paylara yönelik ise payına isabet eden bedele karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, temliklerin gerçek satış olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “...dosya içeriği ve toplanan delillerden miras bırakanın 26.02.1990 ve 04.05.1994 tarihlerinde 2 sayılı parseldeki 1. ve 2. kat daireleri hakkında satış vaadi sözleşmesi yaptığının anlaşılmasına, 2006 yılındaki temlik işlemlerinin anılan harici satışları resmileştirmek ve gerçekleştirmek amacına yönelik olduğunun belirlenmesine göre her iki temlik yönünden davanın reddedilmesi doğrudur. Ancak, davada ayrıca dava dışı ...'a yapılan temliklerden dolayı bedelin davalı ...'a ödendiği de iddia edilmiş ve miras payı oranında tazminat isteğinde bulunulmuş, ne var ki, mahkemece bu yönden hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın dava tümüyle reddedilmiştir. Öte yandan, davalılardan ...'e yapılan satış işlemi ile ilgili olarak da muvazaa iddiası yeterince irdelenmemiştir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak davalı ...'e temlik edilen pay bakımından muvazaa iddiasının değerlendirilmesi, dava dışı ...'a yapılan temliklerle ilgili ödemelerin ...'a intikal ettiği iddiasının gerçek olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı...” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, bozma ilamına uyulmuş olmakla, bozma lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşur ve mahkemece bozma ilamı doğrultusunda işlem yapmak zorunlu hale gelir.
Ne var ki, mahkemece, içeriği açıklanan dairenin bozma ilamına uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu temliklerin 2006 ve 2010 yıllarında yapıldığı, davalı ...’ın eşi, kızı ve kendisi adına kayıtlı taşınmazların ise 2000,2003 ve 2007 yıllarında edinildiği gözetildiğinde, dava konusu taşınmazların satış bedelinin davalı ... tarafından alındığı iddiası kanıtlanamadığından, davalı ...’tan bedel istenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğrudur.
Ancak, bozma ilamında işaret edildiği üzere davalı ...’a yapılan temlik bakımından hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez.
Hâl böyle olunca; mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı ve yukarıda açıklanan ilke ve olgular uyarınca tanıkların yeniden çağrılarak dinlenilmesi, davalı ...’e yapılan temlikin muvazaalı olup olmadığının araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.