Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, işlerinin bozulması sebebi ile 1873 parsel sayılı taşınmazı ile dava dışı üç parça taşınmazını korumak amacıyla akrabası olan davalı ...'ye inançlı işlem kapsamında emaneten devrettiğini, daha sonra anılan taşınmazın eşi üzerine aktarılmasını istediğinde,...'nin anlaşmaya aykırı olarak kardeşi olan diğer davalı ...'a satış göstermek suretiyle muvazaalı olarak aktardığını, ....'ın durumu bilen kişi olduğunu ve iyiniyetli olmadığını belirterek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının aynı mahiyette Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/258 Esas sayılı dosyadan açtığı davasının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının, inanç sözleşmesini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 07.06.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, inançlı işlem iddiasının 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanabileceği, davacı tarafça anılan içtihadı birleştirme kararında öngörülen anlamda yazılı belge ibraz edilemediği gibi, davalı tarafa yemin de teklif edilmediği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğuna, öte yandan; yargılama sırasında sunulmayan ve dayanılmayan belgelere, temyizden sonra da dayanılamayacağına göre; davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 4.00.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.