Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2015 tarihli ve 2015/177 Esas, 2015/281 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.06.2019 tarihli ve 14-2015/421460 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin suça sürüklenen çocuğa yaşını on altı olarak söylediğini, Mahkemenin hata hükümlerini uygulaması gerektiğini, mağdure ve ailesinin şikayetçi olmadığını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; ''Her ne kadar SSÇ'nin de olay tarihinde 16 yaşı içinde olduğu ve olayın gerçekleştiği çevre ve cahil oluşları dikkate alınarak hata hükümlerinden yararlanması gerektiği savunulmuş ve bu yönde muhalefet olmuş ise de, henüz 13 yaşını yeni bitirmiş mağdureyi 4 yıldır tanıyıp arkadaşı olduğunu söyleyen sanığın yaşını bilmediği yönünde bir anlatımına itibar edilmesi mümkün değildir. Hata hükümlerinin genel uygulanabilir bir yasal ve sanal mevzuat gibi her dosyada mahkemelerin önün getirilmesi ve bir nevi TCK 103/2 maddenin ilişki sonrası çocuğun olduğu gayri resmi evlenmenin bulunduğu dosyalarda bir nevi iyiniyet göstergesi gibi sanığın hata hükümlerinden yararlandırılması yasa koyucunun güttüğü amaca uygun değildir. Mahkememiz gözlemide henüz ses yapısının dahi gelişmediği, fiziki görüntüsünün 2013 yılını 2014 yılına bağlayan yılbaşı gecesi ilk ilişkinin olduğu kabul edildiğinde 13 yaşını henüz bitiren mağdurenin o tarih 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılabileceğinin gerektiği kanaatine mahkememizi ulaştırmıştır ve sonuç olarak SSÇ'nin 15 yaşından küçük mağdureye karşı rızasıyla birden çok kere organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği sabit olmakla aşağıdaki şekilde cezalandırılması dair hüküm kurulmuştur.'' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdure beyanı, sanık savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yetersiz ve hukuki olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma Sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2015 tarihli ve 2015/177 Esas, 2015/281 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.11.2023 tarihinde karar verildi.