Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... ve Hür Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların zorunlu trafik sigortacısı ve sürücüsü olduğu araç ile davacının kullandığı aracın karıştığı 25.04.2008 tarihli trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş; 09.12.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 249.066,58 TL'ye yükseltmiştir.
1. Davalı Hür Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; 28.08.2009 tarihinde davacıya 37.905,38 TL sürekli sakatlık tazminatı ödendiğini savunarak davanın reddini istemiş, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının kazadan önce sakatlandığını, maluliyetinin bu kazayla ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazanın davalı sürücünün % 100 kusuruyla gerçekleştiği, davacının % 42.2 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiği, iyileşmesinin 9 aya kadar uzayabileceği gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 249.066,58 TL'nin davalı sigorta poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla davalı sigortadan dava tarihinden, diğer davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve Hür Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davalı ... istinaf dilekçesinde; davacının dava konusu kazadan önce başka bir kaza nedeniyle ayağında ve bacağında kalıcı sakatlık meydana geldiğini, bu yönde tanık dinlettiğini, maluliyet raporunda 26.10.2006 tarihinde gerçekleşen motosiklet kazasından bahsedip bu kazadaki lezyonlar tespit edildiği halde sadece dava konusu kaza nedeniyle maluliyet ve geçici iş göremezlik süresi bildirildiğini, mahkemece ilgili hastanelerden tedavi evrakları temin edilerek Adli Tıp Kurumu'na sevki taleplerinin dikkate alınmadığını, mahkemenin hatalı olarak maddi ve manevi tazminat talebi hakkında kısmen kabul kararı verildiğini, davacı yararına takdir edilen vekalet ücretlerinde ve yargılama giderlerinde ayrı ayrı hatalar yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kast ya da kusuru bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı Hür Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilince davacı tarafa 37.905,38 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin bilirkişi rapor tarihi itibariyle 72.566,05 TL'ye tekabül ettiğini, hüküm kurulurken 100.00,00 TL poliçe teminat limitinden yapılan ödemenin mahsubu ile kalan bakiye miktar üzerinden müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de poliçe limiti ile sınırlandırılması gerektiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, aktüerya siciline kayıtlı bir aktüerya uzmanı tarafından rapor alınması itirazlarının kabul görmediğini, PMF Yaşam Tablosu yerine CSO 1980 Tablosu kullanılması ve % 3 teknik faiz oranı uygulanması icap ettiğini, maluliyet oranına ilişkin raporda davacının ameliyat edildiği 11.11.2010 tarihine kadar maluliyet oranının % 37 olduğu belirtilmiş olmasına rağmen tüm hesaplamada % 42,2 oranının esas alındığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK tarafından düzenlenen maluliyet raporunda her ne kadar 27.10.2006 tarihli önceki kazanın maluliyete etkisi açıkca belirtilmemiş ise de önceki kazaya ilişkin tedavi evraklarının incelendiği, önceki tarihli kazaya ilişkin tedavi evraklarına göre davacının genel olarak kafa kısmından yaralandığı, dava konusu kazada ise kalça kırığıyla maluliyete uğradığı açık olmakla önceki kazadaki yaralanmanın dava konusu kaza nedeniyle oluşan maluliyete bir etkisi olmadığı, maluliyet raporundaki davacının total kalça protez ameliyatı olduğu 11.11.2010 tarihine kadar %37.0, kalça protezi ameliyatı olduğu tarihten itibaren ise % 42.2 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiği şeklindeki belirlemenin ise nihai olarak davacının % 42.2 oranında maluliyete uğradığı şeklinde anlaşılmasının yerinde olduğu, ceza yargılaması sonucunda davalı sürücünün şerit ihlali suretiyle tam kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği, karar Yargıtayca düzeltilerek onanmış olmakla ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıa ile hukuk mahkemesi bağlı olduğu için davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu belirten hukuk mahkemesince alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulması doğru bulunduğu, kaza tarihi, zararın ağırlığı, tarafların kusur durumları dikkate alındığında takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın fazla olmadığı, ancak davalı ... yararına reddedilen manevi tazminat yönünden ret vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının doğru olmadığı, davalı sürücü ıslah edilen kısma karşı zamanaşımı def'inde bulunmazken davalı sigorta vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığı, ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihinden itibaren gerek 8 yıllık ceza zamanaşımı gerekse 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi dolduğundan davalı sigorta vekilinin ıslah edilen kısma ilişkin zamanaşımı def'inin kabulü gerektiği, yerleşmiş Yargıtay içtihatları karşısında tazminat hesabında CSO 1980 Yaşam Tablosu'nun ve % 3 teknik faizin uygulanmamasının da yerinde olduğu gerekçesiyle; davalı ... ve davalı Hür Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... haksız eylem tarihi olan 25.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalı Hür Sigorta A.Ş. dava tarihi olan 20.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ıslah edilen kısma ilişkin davalı Hür Sigorta A.Ş. vekilinin zamanaşımı def'inin kabulüne, ıslah edilen 229.066,58 TL maddi tazminatın davalı ...'dan haksız eylem tarihi olan 25.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 25.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava açılırken talep sonucunun miktar ve yahut değerini tam ve kesin değerini belirleyemesinin kendisinden beklenemeyeceği veya belirlenmesinin imkansız olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılabileceğini, eldeki davanın belirsiz alacak davası olduğunu, zamanaşımının tüm alacak için 26.04.2010 dava tarihi itibariyle durduğunu, bu tarihten sonra zamaaşımının işlemesinin söz konusu olmadığını, tazminat miktarının 21.10.2019 günü hesap bilirkişisi tarafından hesaplanmasıyla belirlendiğini, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesinin usul ve Yasa'ya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; zamanaşımı süresinin resen dikkate alınması gerektiğini, ıslaha karşı itiraz dilekçesinde ıslah talebinin yersiz olduğunu belirttiğini, davacının dava konusu kazadan önce geçirdiği motosiklet kazası sonucu yaralandığını, bu kazadan dolayı zaten engelli kaldığını, bu itirazının dikkate alınmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalının sürücüsü olduğu araç ile davacının sürücüsü olduğu aracın karıştığı 25.04.2018 tarihli trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 66/1-e maddesi, 2918 sayılı Kanun'un 85,89,90,91 ve 109 uncu maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, ıslah tarihi itibariyle 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmasına ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde zamanaşımı defini ileri süren davalı Hür Sigorta A.Ş. yönünden ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemesine, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranını, kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik ile ekindeki cetvellere uygun biçimde belirleyen ATK raporundaki maluliyet oranının karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ...'ın temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4.339,00 TL P.H.
269,85 TL O.H.
4.069,15 TL İade
Davalı (...):
17.335,29 TL 0.H.
867,80 TL P.H.
16.467,59 TL Kalan