Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/75 Esas, 2016/148 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği

Mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğine, kanun maddelerinin olaya doğru uygulanmadığına ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.

Mahkemece; "SSÇ ...'in, mağdure ...'in öz abisi olduğu, SSÇ ...'in askere gitmeden önce evlendiği, evlenmeden önce ve askerlik sırasında annesi, babası, mağdure kardeşi ile birlikte aynı evin içerisinde kaldıkları, soruşturmanın başlamasına kadar mağdurenin annesine, ailesine veya çevresine SSÇ ... tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan eylemlere yönelik herhangi bir anlatımının bulunmadığı, ... ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü ile birlikte rehberlik öğretmenin 09/10/2015 tarihli tutanak ile; mağdurenin meslek dersi öğretmeni ... ...'ın dersinde çığlık atması üzerine, öğretmenin mağdureye bir sıkıntısı olup olmadığını sorduğu, mağdure ...'in, abisi SSÇ ... tarafından cinsel istismara uğradığını ifade etmesi üzerine, soruşmanın bu tarihten sonra başladığı anlaşılmıştır.

İddianame ile; SÇÇ'nin, mağdure ile evde yalnız bulundukları sırada mağdure 5-6 yaşlarında iken mağdureyi yüzüstü yatırıp cinsel organını sürtmek sureti ile cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin 3. 4. veya 5. sınıflardan birine gittiği sırada ise, bu kez SSÇ'nin, mağdurenin poposuna tükürüp sürtmek sureti ile kayganlık yaratarak cinsel organını mağdurenin poposuna soktuğu, mağdurenin, SSÇ'nin bu eylemlerinin 2014 yılı içerisinde annesi ...'e anlattığı, böylece; SSÇ'nin, mağdureye yönelik "Organ Sokmak Suretiyle Nitelikli Cinsel İstismar" suçunu işlediği gerekçesi ile cezalandırılması amacıyla kamu davasının açıldığı anlaşılmış ise de; mağdure ... ... ...'in soruşturma başlatılması üzerine, 10/10/2015 tarihli Cumhuriyet savcılığında alınan ilk beyanında; ilkokula başlamadan önce abisinin kendisine yönelik cinsel istismar eylemlerine başladığını, 6 yaşında olabileceğini, evde kimsenin olmadığı zamanlarda cinsel organını bacaklarının arasında sürttüğünü, bu eylemlerin bazen haftada iki kez bazen ise ayda bir kez olduğunu, 4. veya 5. sınıfa gittiği sırada ise, abisinin cinsel organını poposundan içeriye soktuğunu, bu şekilde poposunun yırtıldığını, annesine bu durumu ağaçtan inerken ağaç dalının takılması nedeniyle oluştuğunu ifade ettiğini, SSÇ abisinin 2011 yılına kadar bu eylemlerine devam ettiğini, 2011 yılında evlendiğini, evlendikten sonra eylemlerine son verdiğini ancak iki kere eskisi gibi yapmak istediğini, müsaade etmediğini, 2014 yılı içerisinde bu durumu annesine ifade ettiğini, bununla birlikte; ... isminde erkek arkadaşı olduğunu, 2014 yılı Nisan ayından bu yana arkadaş olduklarını, cinsel olarak ilişkiye girmek istediklerini ancak beceremediklerini ifade etmiş iken mahkememizdeki anlatımında ise; erkek arkadaşları ile çıkıp gezmek istediğini, bu duruma abisinin müsaade etmediğini, bu nedenle; sık sık abisi ile tartıştığını, abisini cezalandırmak amacıyla bu yönde beyanda bulunduğunu ve SSÇ'den şikayetçi olmadığını ifade etmiş olması ile,
SSÇ ...'in tüm aşamalardaki savunmasında; askerde olduğu dönem itibariyle eşi ile yaptığı telefon görüşmesinde; mağdure kız kardeşinin erkekler ile arkadaşlık yaptığını söylemesi üzerine, annesine ve kız kardeşine telefon açmak sureti ile ikazda bulunduğunu, bu nedenle tartıştıklarını, askerden geldikten sonra da mağdure ile aynı evde kaldıklarını, bir süre sonra eşiyle beraber başka bir

eve çıktıklarını, evin temizliğine mağdurenin yardım ettiğini, mağdureye yönelik cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirmediğini, mağdurenin arkadaşları ile ilişkisini düzenlemesi nedeniyle mağdurenin suç isnadında bulunduğunu savunarak beraatine karar verilmesini talep etmiş olması ile birlikte mahkememizce tanık olarak dinlenilen anne ...'in beyanı içeriğinden de; 2014 yılına kadar mağdurenin kendisine yönelik SSÇ ... tarafından cinsel istismar eyleminde bulunulduğuna dair herhangi bir anlatımda bulunmadığını belirtmiş olması birlikte değerlendirildiğinde; mağdurenin soyut ve birbiri ile çelişkili anlatımları dışında SSÇ'nin, mağdureye yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğine yönelik dosya içerisinde somut bir delilin bulunmadığı yolunda mahkememize vicdani kanaat oluştuğu, mağdurenin beyanlarına itibar edilmesi halinde, mağdureye yönelik cinsel saldırı eylemlerinin 6 yaşında başlanıldığının kabul edilmesi gerektiği, bu tarihin 2004 yılına tekabül ettiği, 2004 yılından 2014 yılına kadar SSÇ ...'in, mağdureye yönelik haftada bir iki kez veya ayda bir kez olmak üzere periyodik şekilde cinsel istismar eyleminin gerçekleşmesi halinde mağdurenin yaşı da dikkate alındığında ruh sağlığının bozulacağı, davranışlarının değişme göstereceği, bu sıklıkta cereyan eden eylemlerin aynı evde yaşayan kişiler tarafından fiili olarak gözlemlenmese dahi mağdurenin davranış şekli olarak anlaşılmasının mümkün bulunduğu, mağdurenin abisi tarafından kendisine yönelik cinsel istismar eylemlerinin gerçekleştiğine yönelik annesine anlatımının abisinin askerden dönme tarihine yakın olduğu, oysa aynı ev içerisinde yaşaması nedeniyle abisinin baskısı altında kalan ve cinsel istismar eylemlerini söyleyemeyen mağdurenin, SSÇ abisinin askere gitmesinden hemen sonra üzerindeki bu baskının kalmış olması nedeniyle eylemleri ifade etmesi gerektiği, tanık beyanları içeriklerinden de anlaşılacağı üzere; mağdurenin abisinin askerde bulunduğu süre zarfında erkekler ile arkadaşlık krumaya başladığı, hatta kendi beyanına göre ... isimli kişi ile ciddi olarak arkadaşlığının geliştirdiği, bu durumun aynı evde yaşayan SSÇ'nin eşi tarafından SSÇ'ye iletilmesi üzerine, SSÇ'nin annesine veya kız kardeşine düzgün bir hayat sürmeleri konusunda ikazda bulunduğu, mağdurenin erkek arkadaşı olmasına rıza göstermediği, bu duruma sinirlenen mağdurenin erkek arkadaşı ... ile rahat bulaşabilmek ve abisinin baskısını azaltmak amacıyla abisi tarafından kendisine yönelik cinsel istismar ve saldırı eylemini gerçekleştirdiğine dair annesine anlatımda bulunduğu yolunda mahkememize vicdani kanaat oluşmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği yolunda mahkememize vicdani kanaat oluşmuş ..." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/75 Esas, 2016/148 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.11.2023 tarihinde karar verildi.