Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.03.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında pay düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.09.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, taşınmazın tapu kaydındaki pay ve payda oranlarının birbirini tutmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı ... sicil müdürlüğü vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta 649 parsel sayılı taşınmazda birden fazla paylı malik bulunmaktadır.
Dosya arasındaki ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 21.02.2011 tarihli ve 507 sayılı yazılarına göre "... ... köyü, 649 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünde yapılan inceleme neticesinde hisse hatasının 1/14 hisse sahibi kök muris ... oğlu ...'in intikal işlemi neticesinde hissenin sehven paydanın 7 hisse ile çoğaltılması neticesinde oluştuğu tespit edilmiş olup, gerçekte her paydaşın hisesinin 7/98 olmayıp 1/98 olması gerektiği ve sehven yapılan iş bu hisse hatasının düzeltilebilmesi için taşınmaz maliklerinin tapu sicil müdürlüğüne müracaatının istendiği..." anlaşılmıştır.
Bu dava sonucunda verilecek karar ile paylı malik görünen ... oğlu ... mirasçısı paydaşların 7/98 olarak tescil edilen paylarının azaltılması sonucu doğabileceğinden ve paydaşların mülkiyet hakları dava sonucundan olumsuz şekilde etkilenebileceğinden muris ... oğlu ... mirasçısı paylı malikler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun davada davalı olarak yer almaları gerekir.
Mahkemece yapılması gereken iş davacıya ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı bir dava açmak üzere süre vermek, davanın açılması halinde her iki davayı birleştirip taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında bir karar vermek olmalıdır.
Mahkemece, pasif dava ehliyeti yönünden taraf teşkili tam olarak sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.