Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/47Esas, 2015/185 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdure beyanlarının başkaca delille desteklenmediğine, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin yaşı hususunda hataya düştüğüne, sosyal çalışma görevlisinin mağdurenin fiziken biraz daha gelişmiş olduğuna dair görüş bildirdiğine, mağdurenin gerçek yaşı araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna, suça sürüklenen çocuk savunmalarının dikkate alınmadığına bu nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Mahkemece; ''... Suça sürüklenen çocukla mağdurun 12/01/2015 ifade tarihinden yaklaşık 6 ay önce pazarda tanıştıkları, arkadaşlıklarının bu şekilde başladığı, ifade tarihinden yaklaşık 1 ay önce 2014 yılı Aralık ayı başlarında mağdurla suça sürüklenen çocuğun buluşup suça sürüklenen çocuğun akrabasına ait olan kamyona saat 17: 30 sıralarında bindikleri, elbiselerinin alt kısımlarını çıkarıp suça sürüklenen çocuğun mağdurun arkasına geçip cinsel organını mağdurun poposuna karşılıklı rızayla sürttüğü, mağdurun daha sonra hamile kalma korkusuyla test yaptırdığı ve yaşadıklarını mahkememizce tanık olarak da dinlenen Ankara'daki üvey abisi ...'e anlattığı, ...'in İzmir'e gelip mağdurla konuştuktan sonra durumu mağdurun annesine izah ettiği, bunun üzerine müşteki tarafından kolluğa şikayette bulunulduğu, her ne kadar mağdurun alınan cinsel raporunda sfinkter tonusunun azalıp iki ayrı noktada çizgisel nedde dokusu saptanmış olup bunun livata eylemiyle uyumlu olabileceği gibi kaşıma, kabızlık, paraziter infeksiyon vb nedenlerle oluşabileceği belirtilmiş ise de, mağdurun açık beyanında suça sürüklenen çocuğun cinsel organını poposuna sokmadığı, sadece sürttüğünü belirtmiş olması ve raporun da olay tarihinden yaklaşık 20-30 gün sonra alınmış olması nedeniyle suça sürüklenen çocuğun eylemi vücuda organ sokma şeklinde değerlendirilmeyip TCK.103/1.de tanımlanan cinsel istismar olarak kabul edilmiş ve suça sürüklenen çocuğun 6545 sayılı yasa ile değişik TCK.103/1(a) maddesi yollamasıyla 103/1 md gereğince cezalandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar suça sürüklenen çocuk savunmalarında, mağdur ile arabanın bulunduğu mahalde buluştuklarını, ancak arabaya binmediklerini, sadece bir iki kere yanağından öptüğünü, bunun dışında cinsel istismarda bulunmadığını savunarak suçlamayı reddetmiş ise de, mağdurenin kendisine iftira atması için bir neden ileri süremediği, mağdurenin suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığı gibi olaydan sonra da görüşmelerinin devam ettiğini bildirmesi karşısında ortaya çıkması gerçekleşmesinden daha beter olan böyle bir isnatta bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve oluşu tüm aşamalarda tutarlı şekilde anlatması, tanık olarak dinlenen üvey abisi ...'in beyanı karşısında suça sürüklenen çocuğun savunmasının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak savunmaya itibar edilmemiştir.
Yine suça sürüklenen çocuk savunmalarında, mağduru kendi yaşındaymış gibi düşündüğünü belirtmiş, müdafii de suça sürüklenen çocuğun yaş konusunda hataya düştüğünü ileri sürmüş ise de, bu savunmayı doğrulayacak herhangi bir done ileri sürmedikleri, yine mağdurun samimi beyanına göre yaşı ile ilgili suça sürüklenen çocukla aralarında bir konuşma geçmediği, mağdurun nüfusa sadece üç aylık bir gecikme ile yazıldığı, 01/01/2003 D.lu olan mağdurenin suç tarihi itibariyle 11-12 yaşlarında olduğu, bu yaşlardaki bir kız çocuğunun 15 yaşını doldurmuş şekilde kabulünün mümkün olmadığı, ayrıca suça sürüklenen çocuğu yaşla ilgili hataya düşürecek herhangi bir olay da yaşanmadığı anlaşılmakla savunmanın bu kısmına da itibar edilmemiş ve suça sürüklenen çocuğun aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir... '' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/47 Esas, 2015/185 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.