B O Z M A Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mahkemece, sanıkların beraatine şeklinde verilen ilk kararının katılanca temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve 2017/1356 Esas, 2019/823 karar sayılı ilamı ile "eylemin, hükümlerden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma kapsamında kalan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat hükümlerinin tesisi" gerekçesi ile bozulmuştur.
2. Bozmadan sonra,...2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2019/201 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 nci maddesinin birinci fıkrası, 157 nci madesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı teşdiden 2 yıl 1 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık ... temyiz dilekçesinde özetle; uzlaşmak istediğini belirttiği, katılanın zararını karşılamak istediği, ama uzlaştırmacının kendisine ulaşmadığı, uzlaşma sürecinden hiç haberdar olmadığı, savunma delillerinin toplanmadığı, sanığa okunması zorunlu belgelerin duruşmada okunmadığı, kararın duruşmaya getirilmiş, duruşmada okunmuş ve huzurda tartışılmış delillere dayanmadığı, okunan belgelere karşı sanıktan diyeceklerinin sorulması gerektiği, delillerin tartışılması gerektiği, yani savunma hakkının kısıtlandığı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, ceza miktarı yönünden; cezada alt sınırdan uzaklaşılmasının kanuna ve hukuka aykırı olduğu, Mahkemece alt sınırdan uzaklaşma nedeninin gösterilmediği gerekçeleri ile ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
Sanık ... temyiz dilekçesinde özetle; atılı suçu işlemediği, kimseyi kandırmadığı, kimseden para almadığı, sadece alışverişte aracı olduğu, bu alışverişte 20.000,00 TL’nin 11.000,00 TL kısmının verildiğini bildiği, artakalan paranın verilip verilmediğini bilmediği, eski hali ve ahlaki durumu nazara alınmaksızın ve herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin verilen cezanın yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ve incelemede rastlanacak nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
Katılanın kız kardeşine ait olan taşınmazı vekâlet yoluyla satmak istediğini tanık...ye söylediği, tanık...nin de sanık ... ile görüşerek taşınmazı satın alıp alamayacağını sorduğu, sanık ...'nın taşınmazı satın almayacağını ancak aylık % 10 faiz karşılığında arkadaşlarından para temin edip verebileceğini ve güvence amacı ile taşınmazın devrini istediğini belirttiği, bu amaçla taşınmazın fotokopisini sanık ...'a gönderildiği, sanıkların birlikte gelerek katılan ve tanık...yi de alarak ... İlinden...İlçesine gelmek amacıyla yola çıkacakları sırada sanık ...'un para işlemlerini halletmek amacıyla ...'de kaldığı, sanıklar ..., ..., katılan ve tanığın...İlçesine gelerek tapu sicil müdürlüğünden gayrimenkulün sanık ... adına satış işlemini gerçekleştirdikleri, paranın da bankaya havale yolu ile gönderileceğinin bildirildiği ve tarafların yine birlikte tekrar ...'e doğru yola çıktıkları, bankaya uğradıkları ancak sanık ...'un kaza geçirdiğini belirterek parayı devir işleminin yapıldığı gün ödemedikleri, sonrasında da katılana parayı ödemeyerek taşınmazın başka bir kişiye devredildiği, bu şekilde sanıkların para verecekleri inancı ile katılanın kız kardeşine ait olan taşınmazın tapuda devrini sağlayıp, bedelini ödememek suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda; sanıklara isnat edilen eylemin, kamu kurumu olan tapu müdürlüğünün araç olarak kullanılması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdiri ile lehe yasa değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle...2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2019/201 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının DİKKATE ALINMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.