Asıl ve birleşen davaların reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen karar Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapıan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında... Köyü çalışma alanında bulunan 146 ada 25 ve 148 ada 45 parsel ... taşınmazlar Toprak Tevzi Komisyonunca oluşturulan tapu kayıtları nedeniyle davalı Hazine adına 23.05.2007 tarihinde tespit edilmiştir.
Davacı ... irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli 146 ada 25 parsel ... taşınmazın 1/3 er hisse ile kendisi ve kardeşleri İskender ve Hikmet adına tescili istemiyle, birleşen dosya davacısı ... ise satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli 148 ada 45 parsel ... taşınmazın adına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kabulüne dair kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 02.03.2015 tarihli 2015/2255 Esas 2015/1521 Karar ... ilamı ile 148 ada 45 parsel yönünden Toprak Tevzi çalışmaları sırasında parsele uygulanan 372 tahrir numaralı vergi kaydının getirtilerek revizyon görüp görmediği sorulmak suretiyle taşınmaza uygulanması, fen bilirkişisi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, komşu köyler halkından üç kişilik ve aynı köy halkından üç kişilik yerel bilirkişi kurulları, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları huzuru ile yeniden keşif yapılmak suretiyle kimler tarafından zilyet olunduğunun ayrıntılı oalarak araştırılması, komşu parseller ile dava konusu parsel arasındaki ayırıcı unsurların tespit edilmesi ve tespit tarihi öncesinde taşınmazın kullanım şekli, mera özelliği bulunup bulunmadığının araştırılarak denetime elverişli rapor düzenlettirildikten sonra Kadastro Kanunu'nun 46/1,14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılması ve 146 ada 25 parsel yönünden ise müşterek mülkiyete dayalı olarak dava açan davacı ...'ın kardeşlerinin payı yönünden dava ehliyeti bulunmadığı ve sadece kendi payı yönünden karar verilmesi gerektiğinin göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 146 ada 25 ve 148 ada 45 parsel ... dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak her ne kadar bilirkişi ve tanık beyanları dava konusu taşınmazların Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 1965 yılı öncesinde de davacıların zilyetliğinde olduğu belirtilmiş 148 ada 45 parsel ... taşınmaz dayanağı 372 numaralı tahrir kaydının iki sınır itibariyle uyduğu belirtilmiş ise de 1955 ve 1956 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazda kullanım bulunmadığı ve komşu parsellerle olan sınırlarının belirgin olmadığı anlaşıldığından; 3402 ... Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun) 14 ve 46/1 maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının 146 ada 25 parsel ... taşınmaz yönünden davacı ... ile birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın sübut bulmayan davalarının reddine, 148 ada 45 parsel yönünden birleşen dosya davacısı ...'ın sübut bulmayan davasının reddine karar verilmiş, hüküm 146 ada 25 parsel ... taşınmaz yönünden ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacı ... ve birleşen dosya davacıları ..., ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
davacı ... ve birleşen dosya davacıları ..., ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

01.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.