Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının T.C. ... Bakanlığı ... Devlet Hastanesinde 02.02.2000-07.02.2014 tarihleri arasında hizmet alım ihalesi sonucu ihaleyi kazanan yaklaşık 10 farklı alt işveren bünyesinde kesintisiz ve aralıksız temizlik elemanı olarak çalıştığını, 07.02.2014 tarihinde ... ... İl Müdürlüğü’nden aldığı kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasının kabulüne ilişkin belgeyi davalı şirkete faksladığını, müvekkilinin 14 yıl boyunca hizmet alım ihalesini kim alırsa alsın çalışmasına devam ettiğini, davalı şirketin sadece ihaleyi aldığı tarihten itibaren kıdem tazminatından sorumlu olduğu düşüncesiyle 1.304,14 TL kıdem tazminatı ödediğini, müvekkiline çalışma hayatının başlarında iş sözleşmesine de konularak ödenen yol ücretlerinin daha sonra müvekkilinin onayı olmaksızın kaldırıldığını, sadece son alt işverenin 60,00 TL yol ücreti ödediğini iddia ederek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yol ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, yetki itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkilinin ihale makamı olup asıl işveren olmadığını, dava konusu taleplerle ilgili müvekkili Bakanlığın hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun yalnızca hizmet akdiyle davacıyı çalıştıran yüklenici firmalara ait olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmesi halinde davacının emeklilik aylığı için Kuruma başvurduğuna ilişkin belgenin davalı işverene verildiği tarihin kıdem tazminatı faizinin başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı... Ltd. Şti. vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, yasal süresi içinde davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Davacı dava dilekçesinde haftalık çalışma saatini ve yaptığı fazla mesaiyi belirterek fazla mesai ücreti talep etmiş, bilirkişi tarafından "Davacı tanıklarından... 'ın ifadesine göre davacının haftanın 3 günü günlük 10 saatten Yargıtay uygulamasına göre 1 saat ara dinlenmenin çıkarılmasıyla 9 saat ve buna ilave olarak yapılan 3 saat fazla çalışma ile günlük 12 saat; haftanın 2 günü 24 saatten 48 saat nöbet 48 saat dinlenme ile toplamda haftalık 86 saat çalıştığı ve dolayısıyla 84 saat-45 saat = 39 saat haftalık fazla mesai yaptığı ancak taleple bağlılık ilkesi gereği haftalık 15 saat fazla mesai yaptığının kabulü gerektiği" şeklinde bir açıklama ile taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur.
Bilirkişinin özellikle 24 saatlik nöbetlerde ara dinlenme düşmeden hesaplama yapması hatalı ise de, sonuçta davacının talebi olan haftalık 15 saatle sınırlı bir şekilde karar verilmesi karşısında bu hesap hataları bozma nedeni yapılmamıştır.

2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

3-Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 46'ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasa'nın 63'üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46'ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 3'üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, haftada 5 gün çalışmada hafta tatili olmayacağından hafta tatili ücreti talebinin reddi gerekir.
Buna bağlı olarak, davacının dava dilekçesinde hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti talebi toplam olarak 5.000 TL istenilmiş ve fakat mahkemece bu iki talep ayrıştırılmadan hüküm kurulmuştur. Hüküm kurulduğunda bu 5.000 TL'nin 2.500 TL'si ulusal bayram genel tatil ücreti, 2.500 TL'si hafta tatili ücreti olarak kabul edilip, 2.500 TL hafta tatili ücreti talebi reddedilmelidir. Ayrıca ulusal bayram genel tatil ücretine hükmedilirken, dava dilekçesinde istenen miktarın 2.500 TL olduğu kabul edilip buna göre ıslah (talep artırım) değerlendirilerek hüküm kurulmalı, hafta tatili ücreti talebi açısından reddedilecek 2.500 TL ulusal bayram genel tatil ücreti talebine karıştırılmamalıdır.

4-Davacı genel tatil çalışmasını tanık beyanlarıyla ispatlamaya çalışmış, tanık beyanları değerlendirildiğinde davacının nöbetine denk gelirse genel tatilde çalıştığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacı asil bizzat celp edilerek genel tatil çalışması konusunda beyanı alınmalı, genel tatillerde kaç gün nöbetine denk geldiği açıklatılıp buna göre sonuca gidilmelidir.

5-Dava belirsiz alacağın bir türü olan kısmi eda külli tespit davası olarak açılmış olup, bu dava türünde faiz başlangıcı yönünden Dairemiz uygulaması kısmi dava esaslarıyla aynıdır. Bu itibarla kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/05/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.