...
Asıl ve birleşen dosyalarda davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen dosyalarda davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Kadastro sırasında; ...,... Mahallesi çalışma alanında bulunan 907 ve 909 parsel ... sırasıyla 27.250,00 metrekare, 27.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşımazlar tapu kaydına, tapu dışı ifraz ve paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü ... adına; 894,906 ve 910 parsel ... sırasıyla 30.650,00 metrekare, 13.900,00 metrekare, 13.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşımazlar tapu kaydına, tapu dışı ifraz ve paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Asıl dosyada davacı Hazine temsilcisi Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği dava dilekçesinde, çekişmeli 907 ve 909 parsel ... taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Afşin Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.09.1983 tarihli ve 1982/763 Esas, 1983/278 Karar ... görevsizlik kararı ile dosya görevli ve yetkili Afşin Tapulama Mahkemesine gönderilmiştir.
3. Birleşen 2013/87 Esas ... dosyada Hazine temsilcisi Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği dava dilekçesinde, çekişmeli 894,906 ve 910 parsel ... taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tescilini istemiş; Afşin Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.09.1983 tarihli ve 1982/754 Esas, 1983/273 Karar ... görevsizlik kararı ile dosya görevli ve yetkili Afşin Tapulama Mahkemesine gönderilmiş ve 21.05.2014 tarihli karar ile dosyalar birleştirilmiştir.
4. Birleşen 1987/37 Esas ... dosyada davacı ... ve ... dava dilekçesinde, çekişmeli 909 parsel ... taşınmazın murisleri ...'e ait olduğunu ileri sürerek kadastro tespitinin iptali ile miras hisseleri oranında adlarına tapuya tescilini istemişler; 15.01.1988 tarihli karar ile dosyalar birleştirilmiştir..
Davalılar cevap dilekçesi ibraz etmemişlerdir.
Afşin Tapulama Mahkemesinin 25.03.1987 tarihli ve 1986/10 Esas, 1987/74 Karar ... kararı ile ölü kişiye karşı dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12.11.1987 tarihli ve 1987/14369 Esas, 1987/26041 Karar ... kararıyla 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 29/2 nci fıkrası uyarınca davalının öldüğünün yargılama aşamasında anlaşılması karşısında mirasçılarının çağrılması ve onların huzuru ile davaya devam edilmesi gerektiğine değinilmiştir.
Afşin Kadastro Mahkemesinin 30.12.1997 tarihli ve 1988/3 Esas, 1997/68 Karar ... kararında; "davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, davacı ... ve ...'ın ise keşif masraflarının verilen kesin süreye rağmen karşılamadıkları,toplanan delillere göre de davalarını ispatlayamadıklarının kabulünün gerekeceği" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 907 ve 909 parsel ... taşınmazların tespit gibi ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.10.2006 tarihli ve 2006/1974 Esas, 2006/3165 Karar ... kararıyla; "Öncelikle tarafların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra birden fazla (30) adet tapu kaydına dayandığı saptanan davacı hazineden ibraz ettiği tapu kayıtlarından hangisine yada hangi tapu kayıtlarına dayandığı açıklattırılmalı, bu biçimde açıklama yapılmaksızın birden çok tapu kaydına dayanmanın yargılamanın amacına ve dava ekonomisine uygun olmadığı, hazine temsilcisine yada vekiline hatırlatılmalı, bu doğrultudaki uygulamaların her gerçek yada tüzel kişiler için geçerli olduğu düşünülmeli, iddia ve savunma görevini yerine getirmenin temel amacının yargıya ve mahkemeye yardımcı olmaktan ibaret olduğu düşünülerek, duraksamaya meydan vermeyecek biçimde hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının tarih ve sayısı açıklattırılmalı, bundan sonra tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler, dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı oldukları saptandığı takdirde, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 ... Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle ayrı ayrı yerlerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı, içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp, kalmadığı duraksamasız saptanmalı, taraf tapularının iç içe girmesi, bir başka deyişle örtüşmesi halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği düşünülmeli, ayrıca davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının ifraz gördüğü göz önüne alınarak ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, davacı ... ve ...'ın davalarını ispatlayamadıkları, dava konusu taşınmazlar ile çevresinin kök dayanağı tapu kaydının mevkii ve sınırları itibariyle dava konusu parseller üç sınır itibariyle uyduğu, dava konusu taşınmazların satın alınmak suretiyle ... ve ... tarafından kullanıldığı, Ermenilerden kalma yerlerden olmadığı, ham toprak ve mera vasfı taşımadığı" gerekçesiyle asıl dosyada davanın reddine, çekişmeli eski 907 yeni 255 ada 7 ve eski 909 yeni 255 ada 12 parsel ... taşınmazların komisyon tutanağının ve komisyon kararının iptali ile ... mirasçıları adına payları oranında tesciline, birleşen 2013/87 Esas ... dosyada davanın reddine, eski 894 yeni 255 ada 14, eski 906 yeni 255 ada 6, eski 910 yeni 255 ada 9 parsel ... taşınmazların komisyon tutanağının ve komisyon kararının iptali ile ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının davalılar yararına gerçekleşmediğini, yapılan araştırmaların ise karar vermeye yeterli olmadığını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde, çekişmeli 907 ve 909 parsel ... taşınmazların müvekkilinin annesi ...'den intikal ettiğini, ...'nin ...'e kayıtsız, şartsız hibe ettiği iddiasının kanıtlanamadığını, hibe iddiası doğru olsa bile miras hukuku bakımından mahfuz hisse ihlali olduğunu açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 225,45 TL'nin temyiz eden davalı ... mirasçılarından alınmasına,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.