SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Beraat
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 7.Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2016/22 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.08.2020 tarihli ve 14-2016/172666 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin yargılamanın başındaki samimi beyanlarına itibar edilmesi gerektiğine, daha sonraki beyan değişikliğinin suça sürüklenen çocuğu koruma amaçlı olduğuna, toplumumuzun kanayan yarası çocuğa karşı istismar olaylarının yaygınlığı göz ardı edilerek mağdurenin dosyaya yansıyan kişiliğine vurgu yapılarak suçun işlendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle beraat kararları verildiğinde, bu gerekçenin ceza hukukunda karşılığının bulunmadığına, beraat hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.
Mahkeme, "İddia, savunma, dosyada bulunan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde mağdurenin 15 yaşından küçük olduğu, olay tarihinden önce meydana gelen ve ayrı dava konusu olan cinsel istismar olayları ile ilgili olarak beyanları alınırken amcasının oğlu olan Ssç ... ile birbirlerini sevdikleri ve Adana'ya gittiğinde cinsel birliktelik yaşadıkları şeklinde beyanda bulunması üzerine Ssç hakkında cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından kamu davasının açıldığı; sanığın savunmasında; mağdurenin kendisine iftira attığını, kendisine karşı hiç bir cinsel bir eyleminin olmadığını beyan ettiği; mağdurenin soruşturma aşamasında önce Ssç ile ilişkiye girdiğini beyan ettiği ancak daha sonra hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında ki beyanlarında Ssç ile cinsel ilişkisinin söz konusu olmadığını daha önceki cinsel istismar olaylarına karışan kişilerin ailesine zarar vermesinden korktuğu için Ssç'nin ismini verdiği yönündeki aşamalarda tamamen değişen ve birbiri ile çelişen beyanları ve mağdurenin dosyaya yansıyan sosyal ilişkileri dikkate alındığında Ssç'nin savunmasın aksine cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı başka delil elde edilemediği göz önüne alındığında tam bir kanıya varılmayan kuşkulu hallerde, kuşkunun sanık lehine yorumlanması gerektiği kuralı uyarınca da aksi kanıtlanamayan savunmaya itibar edilmesi gerektiğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince Ssç ...'nın CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş..." şeklindeki gerekçeyle suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte
gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihi 01.10.2014 şeklinde gösterilmiş ise de; mağdurenin ifadesine göre suç tarihinin 05.06.2014 günü olduğu anlaşılmakla bu tarihe göre değerlendirme yapılmıştır.
2. Belirlenen suç tarihine göre; suça sürüklenen çocuğun kayden 12.11.1999 doğumlu olduğu ve suç tarihinde on iki-on beş yaş grubunda bulunduğu anlaşılmış olup 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
3. Suç tarihinde on iki-on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu eylemi için, zamanaşımı yönünden lehe olan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve ikinci fıkrası gereği 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
4. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 10.03.2016 tarihli Mahkeme sorgusu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
5. Bozma-düşme sebebine göre Tebliğname'de onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Adana 7.Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2016/22 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Adana 7.Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2016/22 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.