SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2015 tarihli ve 2012/309 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve 5385 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun beşinci maddesinin birinci fıkrası ve 11 inci maddesi uyarınca danışmanlık koruma tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Katılan Mağdur Vekilinin Temyizi
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
Mahkemece; ''SSÇ ... ile hakkındaki dava tefrik edilen ... ..., mahkememiz önündeki savunmalarında ayrı ayrı kendileri açısından suçlamaları kabul etmemişler ise de, bir birileri aleyhine mağdurun beyanlarını, olayın meydana geldiği yer, zaman ve hatta meydana geliş şekline ilişkin ayrıntılarıyla birlikte doğrulamaları, tine tanıkların özellikle olayın hemen akabinde mağdurun beyanlarını doğrular mahiyetteki beyanları, mağdurun babası katılan'ın olay sonrasına ilişkin beyanları, mağdurun yaşı itibariyle meydana gelmemiş bir olayı ayrıntıları ile aşamlarda benzer şekilde anlatması ve suça sürüklenen çocuklara işlemedikleri bu fiilleri isnat etmesini gerektirecek bir neden bulunmaması da dikkate alınarak tüm dosya kapsamına göre ; Olay tarihleri olan 10.08.2011 ve 09.10.2011'inde 13 yaşında olan SSÇ ... ile hakkındaki dosyası tefrik edilen ve aynı yaştaki SSÇ ... ...'in o dönemde henüz 6 yaşında olan küçük mağdur ...'e yönelik aynı kasıt altında ve farklı tarihlerde mağdurun iç çamaşırını indirdikleri ve biri mağdurun ellerini tutarken diğeri de cinsel organını mağdurun makatına sürtmek suretiyle SSÇ ...'in çocuğun zincirleme basit cinsel istismar suçunu işlediği ve yine bu amaçla da çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sübuta ermiş ise de; alınan nüfus kayıt tablosuna göre SSÇ'nin eylem tarihlerinde 12 yaşını ikmal ettiği ve fakat 15 yaşından küçük olduğu ve bu yönü ile TCK'nun 31/2 maddesinde sayılı yaş gurubuna dahil olduğu; ilgili madde mucibince bu yaş aralığındaki SSÇ'ler için alınması zorunlu olan; işlediği sabit olan eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ile davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğine yönelik olarak alınan 15.03.2013 tarihli BEÜ raporuna istinaden 10.08.2011 ve 09.10.2011 tarihleri arasında işlediği sübut bulan eylemleri açısından işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği sonucuna varılmış olmakla; 5237 sayılı TCK'nun 31/2 maddesinin 1. cümlesine istinaden cezai sorumluğu olmadığına karar verilerek SSÇ hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SSÇ'nin suça sürüklendiği dosya münderecatına göre sübuta erdiğinden TCK'nun 31/2 maddesi 2. Cümlesi yollaması ile SSÇ hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş ve bu suretle anılı maddenin yollamasıyla 5395 sayılı yasanın 11. maddesinde istinaden çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanmasına ve yine ilgili madde uyarınca 5395 sayılı 5/a maddesine göre suça sürüklenen çocuk hakkında; çocuğun bakımından sorumlu olan anne ve babasına çocuk yetiştirme konusunda; suça sürüklenen çocuğa da eğitim ve gelişimi ile ilgili sorunlarının çözümünde yol gösterme amacı ile danışmanlık tedbirinin uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.'' şeklinde karar verilmiştir.
1. Katılanların hükmü temyiz etmemeleri yaş küçüklüğü nedeniyle atanan vekilin hükmü temyiz etme hakkını ortadan kaldırmayacağından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı ve dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2015 tarihli ve 2012/309 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdur vekilinin temyiz isteminin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.