Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli 2015/459 Esas, 2016/218 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz sebepleri, eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna, imar kirliliğinin devam ettiğine, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.

Sanığın, çatının parabet yüksekliğini imar planına aykırı şekilde yüksek yapıp, imar planında dört katlı gözüken binayı beş katlı hale getirdiğinden bahisle açılan kamu davasına ilişkin, Yerel Mahkemece, sanık savunması, 20.01.2016 ve 08.02.2016 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla, çatı arasındaki bir bölümün üstünün kapatılması suretiyle imar planına aykırı olarak bağımsız bölüm oluşturulmuş ise de, bu aykırılık 1999-2001 yılları arasında yapılmış olduğundan ve bu tarihte eylem kanunda suç olarak düzenlenmediğinden, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.

Sanık savunması, 20.01.2016 ve 08.02.2016 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, Yerel Mahkemenin, atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına dair takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Yerel Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.