Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, borçlu şirketin eski adresi ancak müvekkilinin şimdiki adresinde müvekkiline ait taşınırların haczedildiğini, müvekkili şirket ile borçlu şirketin 03/01/2013 tarihli faturayla borçlu şirkete ait makine ve teçhizatların alımı konusunda anlaştıklarını, bunun karşılığında müvekkili şirket tarafından 30/01/2013 tarihli çek keşide edildiğini, çekin ödendiğini, haciz adresinin borçlu şirketle hiç bir alakası olmadığını ileri sürerek istihkak iddalarının kabulü ile davalı alacaklının %15 tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, müvekkili şirketin borçlu şirkete 05/06/2012 tarihli faturayla, 3 adet ekzantrik taş kırma makinesi sattığını, karşılığında alınan çeklerin karşılıksız çıkması üzerine başlatılan takibin kesinleşmesinden sonra, borçlu şirketin fabrika ve ofisinin bulunduğu, " ... " adresinde müvekilli şirket tarafından satışı yapılan 3 adet makinenin haczedildiğini, borçlu şirketin davacı şirkete tüm ekipman ve makinelerini devrettiğini, ticari ünvanını da, borçlu şirketin ünvanına benzer şekilde değiştirdiğini, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, haczedilen makinalarda seri numarası ve diğer ayırt edici özellikler yazılı olmadığından, davacı tarafından sunulan faturaların haczedilen makinelere ait olup olmadığının tespit edilemeyeceği, haciz işleminin yapıldığı, " ... " adresindeki iş yerinin borçlu şirket ortağı ... adına kayıtlı olduğu, faturada devredildiği belirtilen makineler olmaksızın borçlu şirketin taş kırma- kesme işi yapması nedeniyle faaliyet yapmasının olanaksız olduğu, davacı 3. kişi vekili şirket ile borçlu şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, her iki şirketin de taş kırma - kesme işi ile uğraştıkları, 05/06/2012 tarihli fatura ile 3 adet ekzantirik taş kırma makinesinin davalı alacaklı tarafından takip borçlusu şirkete satıldığı ve makinelere karşılık takibe konu çeklerin verildiği, faturada borçlu adresinin " ... " olduğu haciz işlemlerinin bu adreste yapıldığı, davacı 3. kişi şirketle, borçlu şirketin ünvanlarının benzer olduğu, davacı tarafından sunulan 03/01/2013 tarih 88.500,00 TL miktarlı fatura içeriğinden anlaşılacağı üzere, davacı 3. kişi şirketin borçlunun iş yerinde bulunan tüm makine ve ekipmanları satın aldığı, satın alınan bu mallar arasında alacaklı tarafından borçluya satışı yapılan 3 adet taş kırma makinesinin de bulunduğu, borçlunun İİK'nun 44 maddesi gereğince, devir işlemini ticaret siciline bildirdiğine ilişkin her hangi bir iddianın bulunmadığı, İİK'nun 280. maddesine göre, devir işleminin bildirilmemesi durumunda iş yerini devir alan kişinin, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiğinin kabul edildiği, yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu anlaşılmakla davanın reddine, takibin durdurulmasına karar verilmediğinden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından(tazminat yönünden) temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle davacı 3. kişi şirket ile davalı borçlu şirkete ilişkin ticari defterler getirilmeli, dosyanın mali müşavir ve bankacı bilirkişiye tevdii edilip, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun ve eksiksiz tutulup tutulmadığı da göz önünde bulundurularak, mahcuzlara ilişkin banka ödeme belgeleri dikkate alınarak gerçek bir işletme devri olup olmadığının araştırılması düzenlenecek rapor ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.