Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı alacaklı vekili, davalı 3. kişi şirketin ortağı ... ile borçlu ...'ın aynı çatı altında faaliyet gösterdiğini, amca çocukları olduklarını aralarında organik bağ bulunduğunu, hacizli malların borçluya ait olduğunu belirterek, davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Borçlu ..., haczedilen malların kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı 3. kişi vekili, alacaklının iddialarını ve davayı kabul etmediklerini, tebligatın başka bir adreste yapıldığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, borçlu ...'ın sahibi olduğu ... Mobilya ünvanlı işyerini, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı 3. kişi şirkete, alacaklıların takibinden kurtulabilmek amacıyla muvazaalı olarak devrettiği, davalı şirket ile ticari faaliyetlerini birlikte sürdürdükleri gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, alacaklı tarafından İİK'nun 99. maddesi uyarınca, davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebiyle açılmıştır. Anılan maddede tazminata ilişkin hüküm bulunmaması, icra takibinin yasa hükmü gereğince durması, davalı 3. kişinin fiili hakimiyeti altında bulunan mahcuz mal ile ilgili görünen durumu doğrulamak amacıyla beyanda bulunuyor olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Zira davacı alacaklının, 3. kişinin iddiası sebebiyle oluşmuş bir zararı varsa, bu zararını genel hükümlere göre genel mahkemelerde açacağı dava ile talep etmesi mümkündür. Bu sebeple; davacı alacaklı yararına tazminata karar verilmesi doğru olmamakla birlikte bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Davalı 3. kişi vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tazminat yönünden temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 numaralı maddesindeki "Haksız istihkak bulunduğu kabul edilen davalı ... Tic. Ltd. Şti.nin takip çıkışı 8.955,00 TL nin %20 si oranında inkar tazminatına mahkumiyetine.. " ibaresinin çıkartılarak hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene i...ine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.