Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi.
Sanık müdafiin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Mağdure aşamalardaki beyanlarında, sanığın rızası dışında kendisiyle ilişkiye girip alıkoyduğunu belirtmiş ise de, dosya kapsamına göre, olay tarihinde bir arkadaş ortamında tanıştığı sanıkla birlikte yemek yiyip alkol alan mağdurenin daha sonra davet üzerine sanığın evine gidip orada kaldığının ve sabah olunca da birlikte dışarı çıkıp bir yerde kahvaltı yaptıktan sonra saat 09: 00 sıralarında sanıktan ayrılıp çalıştığı iş yerine gittiğinin ve aynı gün saat 17: 00 sıralarında da karakola giderek müracaatta bulunduğunun anlaşılması, alınan doktor raporunda mağdurede darp cebir izi bulunmadığın belirtilmesi ve sanığın rızaen ilişkiye girdiğine dair savunması karşısında, mağdurenin başkaca delillerle de desteklenmeyen zor iddiasının soyut nitelikte kalıp eylemlerin cebir, tehdit veya hileyile gerçekleştirildiğine dair cezalandırmaya yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, atılı suçlardan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi,
Hükümlerden sonra 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.