B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 07.11.2017 tarihli ve 2017/22205 Esas, 2017/22532 Karar sayılı bozma kararı üzerine yapılan yargılamada, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/122 Esas, 2020/50 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; yüklenen suçla alakasının bulunmadığına, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğine, katılanın zararını giderdiği hâlde hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, ilişkindir.

1. Suç tarihinde katılanı cep telefonundan arayan ve kendisini komiser olarak tanıtan bir kişinin, gizli yürütülen bir soruşturma kapsamında şüphelilerin yakalanması için bildirilen hesap numaralarına para yatırması gerektiğini söylediği, katılanın kendisini arayan kişiye inanarak temyiz dışı sanık ...'in hesabına 10.000,00 TL havale edip sanık ...'ın adına kayıtlı kredi kartına 2.200,00 TL ödeme yaptığı, aynı gün hesaba yatan parayı çekip ödeme yapılan kredi kartı ile harcama yapan sanıkların iştirak iradesi içerisinde hareket ederek hileli davranışlarla katılanı aldatıp haksız menfaat elde etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılamada, uzlaştırma işlemleri için dava dosyası uzlaştırma bürosuna tevdii edilmiş, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.

3. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, suç tarihinde kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişinin sözlerine inanan katılanın, banka hesabına yatırmış olduğu parayı çeken, ödeme yaptığı kredi kartı ile harcama yapan sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilmiş; ancak (l) bendinin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasına göre temel ceza belirlenmiştir.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin taktirinde hukuka aykırılık bulunmamış; 5237 sayılı Kanun'un 168 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen şart gerçekleşmediğinden, sanık hakkından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve aşağıda gösterilen bozma nedeni dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında takdir edilen gün adli para cezasının günlüğü 20,00 TL'den adli para cezasına çevrilirken uygulama yeri olmayan 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin kararda gösterilmesi suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/122 Esas, 2020/50 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (A) bendindeki (4) numaralı paragrafta yer alan "50/1-a," ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.