SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Beraat

Suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli, 2014/177 Esas, 2016/86 Karar sayılı kararı ile SSÇ hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2020 tarihli ve 14-2016/234953 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Katılan mağdurenin yaşı gereği olay nedeniyle çaresiz durumda kaldığına ve suça sürüklenen çocuğun, ailesiyle tanıştıracağım demesi üzerine yaşadıklarına sessiz kaldığını ve korkusundan tanıklara bir şey demediğine, açıklanan nedenlerle katılan mağdurenin yaş durumu ve alınan raporlarla birlikte suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlerdiğinin sabit olduğuna ve suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiğine yöneliktir.

Suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdureyi yanına çağırdığı ve kendisini sevgilisinin yanına götüreceği bahanesiyle katılan mağdureyi önce Fethiye ilçesine, oradan Denizli iline, oradan da Uşak iline getirdiği, Uşak'ta bulunan dedesine ait evin bodrum katına götürerek burada katılan mağdureye onu sevdiğini söyleyip cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunduğu, katılan mağdurenin suça sürüklenen çocuğu terslediği, ardından sevgilisinin yanına geri götürmeye söz vermesi hususunda teyit alınca katılan mağdurenin kıyafetlerini çıkararak katılan mağdurenin vajinal bölgesine organ soktuğu katılan mağdurenin beyanına göre bu ilişkinin rıza ile olmadığı, ilişkinin, suça sürüklenen çocuğun, cinsel ilişkiye girmez ise katılan mağdureyi geri götürmeyeceği yönündeki söylemi ve tehdidine bağlı olarak gerçekleştiği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de;
Katılan mağdurenin cinsel istismara maruz kaldığı yönünde tanıklara herhangi bir olay anlatmamasının hayatın olağan akışına aykırı nitelik taşıması ve ayrıca bu şekilde olayı anlatmamasını haklı gösterebilecek makul, kabul edilebilir ve haklı herhangi bir mazeret sunmayışı, katılan mağdurenin kendi rızalarına dayalı olarak yaşadıkları olayları, aile ve toplum baskısından kurtulmak ve buna maruz kalmamak adına zorla ve istek dışı olduğu yönünde anlatımda bulunmaları itibarı ile katılan mağdurenin de benzer refleks ve düşünce ile hareket etmiş olma ihtimali, birlikte değerlendirildiğinde katılan mağdurenin, suça sürüklenen çocuk tarafından zorla hürriyetinden yoksun bırakıldığı ve organ sokmak suretiyle cinsel istismara maruz kaldığı yönündeki soyut iddiasını doğrulayan, suça sürüklenen çocuğun savunması ve şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi aksine mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir.

A. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Tüm dosya kapsamına göre olay tarihinde sevgilisinin yanına gitmek için ailesiyle birlikte yaşadığı evi terk ederek SSÇ ile birlikte farklı şehirlere giden katılan mağdureye karşı SSÇ'nin gerçekleştirdiği eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu, anılan kanun maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. Aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 11.06.2015 tarihli sorgusu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiştir.

3. Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenle Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

A. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli, 2014/177 Esas, 2016/86 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz isteklerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli, 2014/177 Esas, 2016/86 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak SSÇ hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.