Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanıklar tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2), sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmaları, tanık ...'nun sanık ...'ın kendisine 2300 TL para verdiğine ve geri kalan parayı da sonra vereceğine ilişkin beyanı, haklarındaki beraat kararı temyiz edilmeyen ... ile ...'ın savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verdiklerine dair kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık ... hakkında tayin edilen 10 ay hapis cezasının TCK'nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince günlüğü 20 TL’den para cezasına çevrilirken hesap hatası sonucu 6000,00 TL yerine 3000,00 TL belirlenerek eksik ceza tayini,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı kararının Resmi Gazetenin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1.
maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 02/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.