Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 08/11/2002 tarihinde davalı şirketlerden ... AŞ'de baskı bölümünde işe başladığını, 20/01/2008 yılına kadar ara vermeksizin çalıştığını, 21/01/2008 tarihinden itibaren ortakları yöneticileri ve merkez adresi aynı ve aralarında organik bağ olan davalı... Tic. AŞ'ye hak kaybına uğramayacağı söylenerek geçiş ile ilgili belgeyi imzalayarak geçtiğini, 05/07/2013 tarihine kadar kesintisiz desinatör olarak çalıştığını ve bu şirkette emeklilik nedeniyle iş akdini feshettiğini iddia ederek; kıdem tazminatı, prim alacağı, yıllık ücretli izin ve fazla mesai alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekili; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, iş akdini kendisinin feshettiğini, davacının kart basan bir işçi olmadığından kart basan işçiler kadar çalışma saatlerinin kesin ve katı kurallara bağlı olmadığını, davacının esnek çalışma saatleri ile çalıştığını, davacının 31/12/2012 tarihinden sonra da fazla mesai ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-HMK.nın 280. maddesinin emredici hükmüne rağmen ek bilirkişi raporunun davalılar vekiline tebliğ edilmeden karar verilmesi davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.

2- Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece gerekçede davacı tanığı H.Y.'nin beyanının davalı şirkete karşı dava açmış olduğu için dikkate alınmayacağı belirtilmişken, yine davalı şirkete dava açmış olan davacı tanığı Y.Ş.'nin beyanının dikkate alındığı, bu beyana itibar edildiği ve salt bu tanığın beyanı ile davacının fazla mesai alacağının hüküm altına alındığı, ancak gerekçesinde davacı tanığı Y.'nin davalı tanığı olarak kabul ettiği; ayrıca alınan ek raporun birinci seçeneğine neden itibar edildiği açıklanmadan atıf yapıldığı anlaşıldığından Anayasa’nın 141/3. maddesi ile HMK.nın 297. maddesinde amaçlanan şekilde gerekçe taşımayan kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.