Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.04.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat M.G. geldi davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı G.. D.. vekili Avukat, davalılar M.. S.. vd.vekili Avukat gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda oldukları gerekçesi ile davalılar M.. S.. ve H.. İ.. Limited Şirketi bakımından davanın reddine, diğer davalılar bakımından ise davacının tazminat isteğinin ıslah edilen miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı ile bir kısım davalılar Altun, Hüseyin, Hatice, Müslüm, Sevim ve Abdullah'ın muris K.. D..'in mirasçıları olmalarına karşın murisin ölümü ile çekişmeli 3 parsel sayılı taşınmazdaki mirasbırakana ait 1/3 payın 22.06.2009 tarihinde sadece davalılar Altun, Hüseyin, Hatice, Müslüm, Sevim ve Abdullah adlarına intikal ettirildiği, bu kişilerin intikal suretiyle edindikleri paylarını aynı gün diğer davalı M.. S..'e satış suretiyle temlik ettikleri, bu kişinin de 17.02.2011 tarihin de diğer davalı şirkete satış suretiyle devrettiği, mahkemece yapılan keşif sonucunda taşınmaz payının ilk temlik tarihindeki değerinin 150.000,00 TL, dava tarihindeki değerinin ise 400.000,00 TL olarak saptandığı anlaşılmaktadır.
Davacı; murisi (eşi) K.. D..'in ilk eşinden olma çocuklarının kendisinin mirasçı olarak yer almadığı veraset belgesine dayanarak 3 parsel sayılı taşınmazdaki murise ait payı adlarına intikal ettirdikten sonra diğer davalılara sattığını ileri sürerek, öncelikle miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ise taşınmazın satış tarihi itibariyle tespit edilecek değeri üzerinden miras payına isabet eden tutarın tahsili isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalılar Altun, Hüseyin, Hatice, Müslüm, Sevim ve Abdullah vekili vekâletnamesindeki yetkiye dayanarak 06.12.2012 tarihli oturumda davayı kabul ettiğini açıklamıştır.
Bilindiği üzere kabul; davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Yine, kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı gibi, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun 311. maddesi gereğince feragat ve kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Feragat ve kabul halinde,dava konusu uyuşmazlık ve dolayısıyla yargılama da son bulduğundan, artık feragat ve kabulden sonra ıslah yapılamaz.(Prof. Dr.Baki Kuru,Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, Cilt 4, Sayfa 3978).
Somut olaya gelince; davacı öncelikle miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın satış tarihi itibariyle tespit edilecek değeri üzerinden miras payının murisin çocukları olan bir kısım davalılardan tahsilini istemiş, davalılar vekilinin kabul beyanından sonra ise 18.12.2012 tarihinde ıslah dilekçesi vererek, taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 400.000,00 TL üzerinden 100.000,00 TL tutarın ödetilmesini talep etmiştir.
Oysa ki, yukarıda da açıklandığı gibi davanın kabulü kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu nedenle, kabul beyanının açıklanması ile davada tahsiline karar verilmesi gereken tutarın çekişmeli taşınmazın temlik tarihi olan 22.06.2009 tarihindeki miktarın olduğu hususu kesinleşmiştir.Sonradan yapılan ıslah ile kesinleşmiş hususların değiştirilemeyeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle, davanın kabulünden sonraki ıslaha değer verilerek taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden bedele hükmedilmiş olması isabetsizdir.
O hâlde, taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden davacının miras payına düşen tutarın mahkemece hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Bir kısım davalılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 15.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.