İNCELEME KONUSU
Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Nusaybin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2014 tarihli ve 2013/391 Esas, 2014/220 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesi delaletiyle 267/1.maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın usulüne uygun şekilde 29.05.2014 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.08.2021 tarihli ve 2020/17758 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarihli ve KYB-2021/105555 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.09.2021 tarihli ve KYB-2021/105555 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09/12/2020 tarihli ve 2019/16369 esas, 2020/19207 karar sayılı ilamında yer alan “…5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur…” şeklindeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, katılandan araç kiralayan sanığın kiralama sırasında kardeşi olan katılan ...'e ait ehliyeti ibraz etmesi, ... adına kira sözleşmesi imzalaması ve kiraladığı aracı iade etmemesi şeklindeki eylemi neticesinde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın başkasına ait ehliyeti bir resmi kuruma ibraz etmesi şeklinde bir eylemi olmadığı gibi, ehliyetini kullandığı şahıs hakkında açılmış herhangi bir soruşturma ve kovuşturma da olmadığı, sanığın eyleminin anılan yasanın 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, ancak bu suça ilişkin olarak da iddianamede anlatım bulunmadığı anlaşıldığı halde, sanığın unsurları oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. İnceleme konusu kararda, hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 268. Maddesi delaletiyle 267. Maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
3. 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
4. Somut olayda, suç tarihinde hükümlü ...'in kardeşi ...'e ait sürücü belgesini kullanmak suretiyle araç kiralama şirketinden araç kiraladığı ve araç kiralama sözleşmesini ... adıyla imzaladığı belirlenmiştir. Hükümlünün, özel belge niteliğinde olan kira sözleşmesini sahte olarak düzenlediği böylece eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ancak bu suçtan açılmış bir davanın bulunmadığı anlaşılmış olup; unsurları oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan hükümlünün beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Nusaybin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2014 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca;
"Suçun unsurları oluşmadığından sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, bu suçtan hükmedilen cezanın infaz edilmemesine"
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2023 tarihinde karar verildi.