Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 24.09.2014 tarihinde motosikleti ile seyir halinde iken, davalının sevk ve idaresinde olan ve davalı Has . Nak. Hurda Metal Oto Gıda Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait aracın, davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile çarpıştığını, meydana gelen kazada davalı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının kaza sonucu yaralanarak malul kaldığını iddia ederek geçici işgücü kaybı sebebi ile 500,00 TL, hastane masrafları sebebi ile 500,00 TL, bakıcı giderleri sebebi ile 500,00 TL, meydana gelen maluliyeti sebebi ile 500,00 TL, maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faizi ile birlikte (davalı ... şirketi için dava tarihinden itibaren) tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı araç maliki ve sürücüsünden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve Has Kılıçlar Tur. Nak. Hurda Metal Oto. Gıda İnşaat Taah. Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelişinde sürücü ...'ın kusurlu olmadığını, davacının kusurlu davrandığını, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, kazanın davacının tam kusuru neticesinde meydana gelmiş olması nedeniyle istenilen tazminatların hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve zarar ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle davacı tarafından yapılmış olan masraflardan şirketin sorumlu tutulamayacağını, meydana gelen kazada öncelikle kusur durumunun tespiti gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen trafik kazasında kusur durumunun tespiti için düzenlenen raporlarda davacının tam kusurlu olduğunun belirlendiği, davacının kusuruna dayalı olarak talepte bulunamayacağı, davalı sürücü, araç işleteni ile sigorta şirketinin de sorumlulukları bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı istinafı; yerel mahkemece hem ceza dosyasına sunulan Adli Tıp Grup Başkalığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda hem de işbu dava için hazırlanan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacının asli kusurlu, davalının ise tali kusurlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini, raporlara yapılan itirazların nazara alınmadığını, tanık beyanlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, her ne kadar kaza tespit tutanağında ve alınan raporda davacının üzerinde, davalı ...'ın ise üzerinde seyrettiği belirtilmiş ise de; davacının karakolda vermiş olduğu 02.11.2014 tarihli ifadesinde ve diğer beyanlarında da belirttiği üzere davacının kaza esnasında 2052 sokak üzerinde seyir halinde olduğunu, kaza tespit tutanağının gerçeğe aykırı bir şekilde tutulduğunu, kazada davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporunda kazanın meydana gelmesinde davacı sürücü ...'in asli ve tam
kusurlu, davalı sürücü ...’ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2018 tarih 2016/457 esas 2018/1048 karar nolu ilamı ile davalı sürücü ...’ın taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan beraatine karar verildiği,kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, adı geçen dosyada hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin raporunda davacı sürücünün asli kusurlu, davalı sürücünün ise kusursuz olduğunun belirlendiği ve ceza mahkemesinde sanık sürücü ...’ın kusursuz, sürücü ...’in tam kusurlu olduğunun maddi vakıa olarak kabul gördüğünün anlaşılmasına, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur tespitinin kaza tespit tutanağına, kazanın oluş şekline, dosya kapsamına uygun olmasına, ceza mahkemesince tespit edilen maddi vaka ile hukuk hakiminin bağlı olmasına, haksız fiilin temel unsuru olan kusur ilkesinin davalı açısından gerçekleşmemesi nedeniyle davalının oluşan zarardan sorumlu tutulamayacağına, bu suretle yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı manevi tazminat, sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54,56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle meydana gelen kazada davacının tam kusurlu olmasına, kusur belirlemesi için düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunun olayın oluşuna uygun denetime elverişli olmasına göre; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.