Mahkûmiyet

Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; katılanlar vekilinin yüzüne karşı verilen hükmü kanuni süresi içerisinde temyiz etmediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2015 tarihli ve 2014/156 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası
ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.05.2019 tarihli ve 14-2015/371928 sayılı, katılanlar vekilinin temyiz isteminin reddi; o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin kabulüyle olayın intikal şekli, sanığın aşamalarda değişmeyen savunması, mağdurenin fiilin gerçekleşme şekli konusunda çelişkili beyanları, olayın gerçekleştiği yerin dil kursu olması ve herkesin geldiği ve çevresinin açık bir yer olması, adli rapor, tanıkların beyanları ve dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın beraatine karar verilmesi, kabule göre de; sanığın ereksiyon problemi yaşayıp yaşamadığına dair rapor alınması ve olayın gerçekleştiği iddia edilen yerde keşif yapılması gerektiğinden bahisle hükmün bozulması görüşlerini içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Mağdurenin kendi içindeki çelişkili ve soyut anlatımları, sanığın aşamalardaki suçu işlemediğine dair tutarlı savunmaları, tanıklar H.Ö ve A.Ö’nün anlatımlarının savunmayı doğrulaması karşısında, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Olayın gerçekleştiği yerde keşif yapılmasına yönelik taleplerinin reddedildiğine, sanığın şeker hastalığı nedeniyle ereksiyon sorunu olup olmadığı hususunda rapor alınmadığına, mağdurenin kendisini babasından korumak için yalan dolu, iftira mahiyetinde beyanlarda bulunduğuna, Ege Üniversitesi Çocuk Ergen ve Ruh Sağlığı Adli Kurulu'nun raporuna göre mağdurenin ruh sağlığında bozulma olmadığında, Mahkemenin bu durumu gözetmediğine, mağdure psikologla yaptığı görüşmede sanığın kendisini dizine oturttuğunu söylediğine, Mahkemedeki ifadesinde ise bacaklarının arasına oturttuğunu söylediğine, iki anlatım arasında fark olduğuna, mağdurenin eylemin niteliğini hatırlayabilecek yaşta olduğuna, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin şüphede kaldığına, tanık ...'nın dersler başladığında sınıfın kapısının kapandığına dair ifadesinden hareketle iddia edilen eylem anında sınıfın kapısının açık olduğuna, böyle bir ortamda cinsel suç işlenmesinin mümkün olmadığına, hükmün bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Mahkeme, "Mağdurenin aşamalardaki tutarlı anlatımlarında, olay günü yabancı dil kursu aldığı dershaneye gittiğinde sınıfta yalnızca öğretmeni olan sanığın bulunduğu, yanına çağırıp kucağına oturtarak bacaklarının arasına sıkıştırdığı, mağdurenin bacaklarını ellediği, sonra arkadan sarılarak ellerini mağdurenin göğüslerinin üzerinde tuttuğu, mağdurenin arka tarafından sanığın cinsel organının şişkinliğini fark ettiği, eylemin birkaç dakika sürdüğü, mağdurenin kalkmak istediğini söylemesi üzerine bıraktığı, olayın şoku ve korkusuyla bağıramadığını kimseye bir şey söyleyemediğini ancak eve gittiğinde anneannesine durumu ilettiğini söylemesi, mağdurenin annesi katılan ... ile tanık ... ...' ın mağdurenin anlatımlarını doğrular nitelikteki beyanları, ... Uz Devlet Hastanesi' nin 22.04.2014 tarihli akut stres bozukluğuna dayalı ruh sağlığının bozulduğuna dair, Ege Üniversitesi Çocuk
Ergen ve Ruh Sağlığı Adli Kurulu'nun 03.03.2015 tarihli kalıcı nitelikli mağdurenin ruh sağlığında bozulma olmadığına dair raporlar, sosyal inceleme raporu ve tüm dosya içeriğinden sanığın üzerine atılı bulunan basit nitelikli ciinsel istismar suçunu işlediği kabul edilmiştir. Sanığın öğretici olduğu, mağdurenin devam ettiği yabancı dil kursunda öğretmeni sıfatında bulunduğu, suçun görev sırasında işlendiği bu itibarla 5237 Sayılı TCK.' nun 103/3. madde unsurlarının bulunduğu anlaşılmıştır.İddianamede her ne kadar zincirleme suç hükümlerinin uygulanması talep edilmiş ise de sanığın önceki eylemlerine ilişkin kasdın varlığı şüphede kaldığından 5237 Sayılı TCK.' nun 43. madde uygulamasına gidilmemiştir. Dershanede aynı sınıf öğrencisi ... ...' nda beyanında görüldüğü üzere kapısı açık olan sınıfa geldiğinde mağdure ve sanık yalnızdır. Dershanede diğer sınıflarda ders olup olmadığı kaç kişi bulunduğu somut olarak ortaya konulmamakla birlikte yabancı dil kurslarında öğrenci sayısının az olduğu bilinmektedir. Mağdurenin sınıfında da o gün itibarıyla 2 öğrenci vardır. Herhangibir ayak sesi ve kapının açılması durumunda sanık gerekli önlemleri alabilecek durumdadır. Tanık öğrenci ...' ın annesi ... ... da sınıf odalarının kapılarının kapalı olduğunu kapılarda buzlu cam olduğunu beyan etmiştir. Kaldı ki mağdure bağırmamış etkin direnmede bulunmamış, sanık cinsel nitelikli okşayışlarını sürdürmüştür. İlkokul 5. sınıfa giden 11 yaşındaki mağdurenin öncesinde de sanığın bazı yaklaşımlarından rahatsızlık duyduğu ancak yaşı ve konumu nedeniyle bunları tam anlamlandıramadığı, suç tarihinde kendisini kucağına oturtarak bacaklarının arasına sıkıştıran, bacaklarını elleyip arkadan göğüslerinin üzerinden sarılan sanığın cinsel bölgesindeki kabarıklığı hissetmesi sebebiyle, bu temasların cinsel nitelik taşıdığını kavrayarak eve gittiğinde kendisini durgun gören anneannesine olayları anlattığı, çalışan anne ve babaya durumun iletildiği, şikayetin gündeme getirildiği görülmüştür. Mağdure tüm aşamalarda kendi içinde olayın gelişim tarzına uygun tutarlı beyanlarda bulunmuştur. Mağdurenin erkek arkadaşı ile mesajlaşmasının babasına iletileceği korkusu ile suç isnadında bulunduğu ileri sürülmüşse de, savunmada yer alan bu hususlar mağdurenin yalan söylemesi için geçerli sebep değildir. Mağdurenin ailesi de eğitimli olup kızlarının kendi yaş grubuna uygun erkek arkadaşı olabileceğini mağdurenin dershaneye gitmekte zorlanmadığını, durduk yere öğretmenine iftira atmayacağını belirtmişlerdir. Leh ve aleyhe yapılan kanun değerlendirmesinde 6545 Sayılı Kanun değişikliği öncesinde yer alan 5237 Sayılı TCK.' nun 103/1a maddesi uyarınca tatbik edilecek cezada alt sınırın 3 yıl hapis olduğu, öğretici vasfı sebebiyle 103/3. maddesi uyarınca ½ oranında arttırıma gidilebileceği, 6545 sayılı Kanun değişiikliği sonrasında yer alan 5237 sayılı TCK.' nun 103/1 maddesinde ise alt sınırın 8 yıl hapis olduğu 103/3. maddesinde arttırım oranının aynen korunduğu görülerek, 6545 Sayılı Kanun değişikliği öncesinde yer alan 5237 Sayılı TCK.' nun 103/1a maddesi uyarınca uygulama yapılmıştır. Mahkememizce tercih edilen ve üstün tutulan gerekçelerle sanığın yabancı dil kursuna gelen öğrencisi olan mağdureye basit nitelikli cinsel istismarda bulunduğu kabul edilerek lehe olan 6545 Sayılı Kanun değişikliği öncesinde yer alan 5237 Sayılı TCK.' nun 103/1a maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, işlenmesindeki özellikler nazara alınarak TCK.' nun 61. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirir bir neden bulunmadığından tatbik edilen hapis cezasında, öğretici sıfatı sebebiyle TCK.' nun 103/3. maddesi uyarınca ½ oranında arttırım yapılarak cezalandırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar vermiştir.

A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Mahkeme tarafından 19.06.2015 günü yüzüne karşı verilen hükmü katılanlar vekilinin, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenip, tefhimden işlemeye başlayan bir haftalık kanuni süresinden sonra sunduğu 08.10.2015 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısı ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilerek Mahkemece kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Onama sebebine göre Tebliğname'de bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve 2014/156 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. O Yer Cumhuriyet Savcısı ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2015 tarihli ve 2014/156 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.