Taraflar arasındaki iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalılar ve müdahil alacaklı ... A.Ş. vekilince tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davalıların iflasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı müdahil alacaklı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı gerçek kişi tacirlerden kambiyo senedine dayalı alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine takip yapıldığını, takibin itirazsız kesinleştiğini, davalıların iflasına kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalılar davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile depo emrine esas tutarın mahkeme veznesine üçüncü kişi tarafından depo edildiği, depo emrinde gösterilen paranın davalı veya başkası tarafından ödenmesinin alacaklı tarafından kabul edilmesinin veya edilmemesinin neticeye etkili bulunmadığı gerekçeleriyle iflas istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve müdahil ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davalar vekili istinaf dilekçesinde; asli müdahil ... Bankası A.Ş.'nin depo kararı gereğini yerine getirmesine müvekkilllerin muvafakat etmediklerini, bu hususun yerel mahkemeye bildirmesine rağmen bu yöndeki beyanlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerinin ödeme aczi içerisinde olduğunu ileri sürmüştür.

2. Müdahil ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde ; alacağın muvazaalı olduğunu, kambiyo senedinin mahiyeti itibariyle her zaman düzenlenebileceğini, davalılar hakkındaki diğer takiplerin tamamının itiraza uğrarken davaya konu takibin itiraza uğramadan hemen kesinleştirildiğini, davacı ve davalıların birlikte hareket ettiğini, davaya konu senedin ve icra takibinin iptali için davası açıldığını, yerel mahkemeden işbu muvazaa davasının bekletici mesele yapılması talep edildiğini ileri sürerek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların duruşma sırasında borcu ödeyemeyeceklerini ifade ederek, depo emrinden feragat ettikleri, depo emrini yerine getirmedikleri, alacağın muvazaalı olduğu iddialarının ispatlanamadığı, müdahil tarafından yapılan ödemenin halefiyet, borcun üstlenilmesi, alacağın devri yada bağış olmadığı, davalıların yapılan ödemeye muvafakatlerinin bulunmamasının açık olması karşısında 3.kişinin yaptığı ödeme neticesinde depo emrinin yerine getirildiği yönünde karar verilemeyeceği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm tesisine ve davalıların iflasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müdahil alacaklı vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.

Müdahil alacaklı vekilleri temyiz dilekçelerinde; davalıların muvazaalı olarak iflas isteminde bulunduğunu, haklarında açılan tasarrufun iptali davalarının sonuçlarından kaçmak için bu yola başvurduklarını, depo emrinin alacaklı müdahil tarafından yerine getirilmesiyle iflas davasının konusuz kaldığını ileri sürmüşlerdir.

Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus iflas istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 173 ncü maddesi.

3.1. Kambiyo senedinin hamili olan alacaklılar, borçlu aleyhine haciz yoluyla veya iflas yoluyla takip yapabilir. İflas yoluyla takip yapılabilmesi için borçlunun iflasa tabi kimselerden olması gerekir. Borçlunun iflas takibindeki tutarı ödememesi, itiraz etmemesi veya şikayet yoluna başvurmaması halinde iflas takibi kesinleşerek alacaklıya ticaret mahkemesi nezdinde borçlu aleyhine iflas davası açma hakkı doğar.

3.2. Basit usule tabi olarak ticaret mahkemesi nezdinde görülen bu davada, mahkeme öncelikle iflas talebini İcra ve İflas Kanununun 166’ıncı maddesinin ikinci fıkrasındaki usulle ilan eder. Böylece müdahale ve itirazlar incelendikten sonra borçluya, faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ödemesi veya mahkeme veznesine depo etmesi için İcra ve İflas Kanununun 158. maddesi uyarınca depo kararı ihtar edilir. Depo kararında asıl alacak, faiz ve takip masrafları açıkça gösterilmeli, toplam borç borçluya ihtar edilmelidir. Aksi takdirde borçlunun iflasına karar verilmelidir.

3.3. Yukarıda anılan iflas davası şekli bir incelemeden ibaret olup iflas takibiyle sıkı sıkıya bağlıdır. Öyle ki mahkeme borcun önceden ödenmiş olduğu sonucuna varırsa veya borç depo kararının gereği yerine getirilerek yargılama sırasında ödenirse davanın reddine karar verir.
3.4. Somut olaya bakıldığında kambiyo senetlerine mahsus iflas takibinin itirazsız kesinleştiği, tarafların borcun miktarına yönelik itirazı da bulunmadığı, iflas takibine konu borcun, depo kararı verildikten sonra müdahil alacaklı tarafından yatırıldığı borcun kimin tarafından yatırıldığının sonuca bir etkisi olmayıp depo emri yerine getirilmekle iflas davasının konusu kalmadığından mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davalı borçluların borcu kabul ettiği, depo emrine gerek dahi olmadığı gerekçesiyle davalıların iflasına karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.