Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/7494 Esas sayılı takip dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu ...3 tarihinde yapılan haciz esnasında haczedilen taşınırların müvekkili şirkete ait olduğunu, ortak girişimlerde ortaklığı oluşturan şirketlerden birinin şahsi borcu için ortaklık malları üzerine haciz konulamayacağını, yapılan haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, açmış olduğu istihkak davasının kabulü ile hacizli taşınır mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, hacizli taşınırların borçluya ait olduğunu, ortaklığa ait bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davaya konu haczedilen malların borçlu adresinde haczedilmediği, haciz adresinin... 522 ve 523. maddeleri uyarınca her ortak şirketin karına iştirak hakkına sahip olduğundan, her bir ortağın kişisel alacakları borçlu ortağın şirketteki kâr payına İİK.nun 89. maddesine göre haczettirebileceği, yine BK 'nun 534. maddesine göre de bir ortağın alacaklılarının haklarını ancak o şirketin tasfiyedeki hissesi üzerinde kullanabilecekleri, ancak ortağın kişisel alacaklılarının adi şirkete veya adi şirketin alacaklarına doğrudan başvuramayacakları, somut olayda, haczedilen malların adi ortaklığın yapımını üstlendiği inşaat sahasında haczedildiği, bu adresin borçlu adresi olmadığı, dolayısıyla haczedilen malların da adi ortaklığa ait olduğu, bunun aksinin davacı tarafça sunulan delillerle de taraf beyanlarıyla da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istihkaka yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı ''istihkak davası'' niteliğindedir.
1-Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, yokluğunda alınan haciz kararından ve istihkak iddiasından haberdar edilmeyen, İİK.nun 103. maddesi gereğince kendisine davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi bakımından davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3. kişiye süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilmesinin ardından, gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik hasımla, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 643,35 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.