Davacı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ...Tic. A.Ş. (... A.Ş.) avukatı tarafından temyiz edilmiş,
Yerel mahkemece, davalı... Ltd. Şti. avukatının 04/02/2015 havale tarihli tavzih talebinin 02/03/2015 tarihli ek karar ile reddine karar verilmiş, bu ek karar davalı... Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:.
1- Mahkemenin "tavzih talebinin reddine" ilişkin 02/03/2015 tarihli ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı ...Ltd. Şti. vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan EK KARARIN ONANMASINA,
2- Davacı vekili ile davalı davalı...Tic. A.Ş. (... A.Ş.) vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılara ait işyerinde çalışırken işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Tic A.Ş. (... A.Ş.) vekili, davanın haksız ve yersiz olduğunu, kendilerine karşı dava açılamayacağını savunarak, davanın husumet yönünden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının hak edipte alamadığı herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ... ait kafeteryalarda farklı şirketler nezdinde çalıştığı, en son davalılardan ... bünyesinde çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı, davalı ... husumet itirazında bulunmuş ise de davalı şirketin iştigal konusunun büfe işletmeciliği olduğu, davacının da büfe elemanı olduğu davacının alt işverenler değişse de ... nezdinde çalışmasını sürdürdüğü, bu itibarla davalı ... şirketinin husumet itirazının yerinde olmadığı, her ne kadar ... şirketi aleyhine de dava açmış ise de bu şirket ile ... şirketi arasındaki hizmet alım sözleşmesinin İş Kanunu 2/6 maddesine aykırı olduğu, davalı ... şirketinin yapmış olduğu asıl işin yukarda da belirtildiği gibi büfe işletmeciliği olup davacının da asıl işinin bir parçası olan büfenin bir elemanı olduğu uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere verilemeyeceği, davalı şirketler arasında işçi temininin söz konusu olduğu, bu sebeple ilişkinin muvazaalı olup aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisinin asıl manada kurulmadığı, davacının tek işvereninin ... şirketi olduğu gerekçesiyle davanın bu şirket yönünden kısmen kabulüne, ... şirketine husumet yöneltilemeyeceğinden ... şirketi yönünden ise davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili ile davalı davalı ...Tic. A.Ş. (...A.Ş.) vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile davalı davalı... Tic. A.Ş. (... A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Uyuşmazlık davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı kabul edilmesine rağmen, muvazaalı işlemin tarafı olan alt işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraflardan zararının tazminini isteyebilir. Muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez. Başka bir değişle kişi kendi muvazaasına dayanarak sorumluluktan kurtulamaz.
Somut uyuşmazlıkta, Yerel Mahkemece davalı şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının başlangıçtan beri asıl işveren ... Tic. A.Ş. (... A.Ş.) işçisi olduğu kabul edilerek hüküm altına alınan işçilik alacaklarının adı geçen davalıdan tahsiline, muvazaalı işlemin diğer tarafı olan ve işveren sıfatı olmayan diğer davalı şirket yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Ancak aleyhine açılan dava husumetten reddedilen davalı şirket muvazaalı işlemin tarafıdır. Adı geçen davalı şirket kendi muvazaasından yararlanamaz. HGK'nun 03.12.2008 T. 2008/9-704 E, 2008/730 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle maddi sorumluluk açısından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davanın davalı...Ltd. Şti. yönünden husumet yokluğu gerekçesi ile reddi hatalıdır.
3-Davacının işyerinde bir dönem 12 saat çalışıp 24 saat dinlenme usulü ile çalıştığı, bir dönem ise 24 saat çalışıp 24 saat dinlenme usulü ile çalıştığı kabul edildiğine göre bu çalışma sistemlerinde davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinin 1/2’sinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılması gerekirken, tatil günlerinin tamamında çalışılmış gibi hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsizdir.
4-Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Dosyada mevcut, el ile yazılı, davacının imzasını taşıyan 20.10.2011 tarihli işverene sunulan dilekçede davacı; 08.09.2011 tarihinde işten ayrıldığını, hak ettiği yıllık izinlerini kullandığını fakat 20 günlük izin hakkını kullanamadığından bu hakkın paraya dönüştürülerek hesabına yatırılmasını talep ettiği görülmüş, davalı işverence davacının banka hesabına 25.10.2011 tarihinde “izin ücreti” açıklamasıyla 715,17 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Dosya içeriğine göre, davacının yıllık izinlerinin bir kısmını kullandığı, kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlerin ise işverence ödendiği dikkate alındığında Mahkemece davacının yıllık izin ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.