Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı istirdat davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kesinleşen icra takibi nedeniyle ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; kiralayan M. Ç. mirasçıları olan İlhan Kaptanoğlu ve S.. A..’nın müvekkili davacı hakkında Balıkesir 2. İcra Müdürlüğünün 2001/243 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, alacaklı İ. K.’nun takip sırasında vefatı üzerine icra takibinin S.. A.. ve İ. K.mirasçıları tarafından sürdürüldüğünü, müvekkilinin takipten geç haberdar olduğunu ve takibe itiraz imkanı bulamadığını, kesinleşen takip nedeniyle 13.10.2009 tarihinde 6.843,61 TL ödemek zorunda kaldıklarını belirterek, icra tehdidi ile ödenen söz konusu tutarın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir. Davalılar cevap dilekçelerinde; muris M. Ç.’ın kiracısı olan davacının 1999 ve 2000 yıllarına ilişkin toplam 1.200 TL kira borcu ve aynı döneme ilişkin 168 TL kapıcı parasını ödemediğini, işlemiş faizi ile birlikte toplam 2.584 TL’ye ulaşan alacağın tahsili için davacı hakkında icra takibi başlattıklarını, takibin itiraz edilmeden kesinleştiğini, sonraki süreçte davacının icra takibine yönelik şikayet ve itirazlarda bulunduğunu, borca yönelik her hangi bir ödeme belgesi ibraz etmeyen ve bu süreçte menfi tespit davası açmayan davacının takip tarihi üzerinden 10 yıl geçtikten sonra istirdat davası açmasında kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece bilirkişi tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda davacının yaptığı 480 TL ödemenin mahsubu ile 2.325,06 TL’nin istirdadına karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin aylık kira miktarına, vekalet ücretine ve faize yönelik temyiz itirazlarına gelince
Davalılar tarafından davacı kiracı hakkında başlatılan 18.01.2011 tarihli icra takibinde; 1999 yılı için aylık 40 TL’den, 2000 yılı için aylık 60 TL’den toplam iki yıllık kira alacağı ve belirtilen döneme ilişkin 168 TL kapıcı ücretinden oluşan ve işlemiş faizi ile birlikte toplam 2.584 TL tutarındaki alacağın tahsili istenmiştir. Kesinleşen icra takibi nedeniyle takip konusu borç davacı tarafından 13.10.2009 tarihinde 6.843 TL olarak ödenmiş, ödemeyi müteakip davacı 08.02.2010 tarihinde açtığı bu dava ile icraen tahsil edilen tutarın kendisine geri ödenmesini istemiştir.
Davalının başlattığı icra takibinde, yazılı kira sözleşmesine dayanılmamış olmakla birlikte taraflar arasında kira ilişkisinin varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı kiraya veren aylık kira parasının 1999 yılı için 40 TL ve 2000 yılı için 60 TL olduğunu iddia etmiş ve icra takibini de bu miktarlar üzerinden başlatmış ise de; davacı davalının bildirdiği aylık kira miktarına karşı çıkarak takibe konu dönem itibariyle kira parasının aylık 20 TL olduğunu savunmuştur. TMK’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira miktarını kanıtlama yükü kiraya verene ait olup, somut olayda ispat yükü kendisinde olan davalı; aylık kira parasının 1999 yılı için aylık 40 TL ve 2000 yılı için aylık 60 TL olduğunu yazılı belge ile kanıtlayabilmiş değildir. Nitekim aylık kira miktarına ilişkin olarak teklif edilen yemin davacı tarafından eda edilmiş olup, takibe konu yıllar itibariyle kira parasının aylık 20 TL olduğu hususu taraflar arasında kesinleşmiştir. Mahkemece bu husus nazara alınarak hesaplama yapılıp istirdadı gereken tutarın tespit edilmesi gerekirken davalının takip talepnamesinde bildirdiği aylık kira tutarı üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan talep olduğu halde davada hüküm altına alınan miktara icrada ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmemiş olması doğru olmadığı gibi Avukatlık Ücret Tarifesinin 3/2.maddesi uyarınca birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği gözetilmeksizin, birden fazla vekille temsil edilen davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
3-Davalı vekilinin faiz hesabının denetime elverişli olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemiş faiz tutarının 801,88 TL olduğu belirtilmiş olmasına karşın, bu tutarın hangi tarihler ve hangi oranlar esas alınarak hesaplandığı raporda belirtilmemiştir. Bu yönüyle bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli olmayıp tarafların ve Yargıtay’ın denetiminden uzaktır. Mahkemece hükme esas alınacak bilirkişi raporunda yapılacak hesaplamaların tarafların ve Yargıtay’ın denetimine olanak verecek şekilde açık olması zorunludur. Hüküm bu yönüyle hatalı olup bozulması gerekmiştir.
Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 15.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.