Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.09.2014 tarihinde davalı ...'nin sevk ve idaresinde bulunan diğer davalı İnşaat A.Ş.'ye ait plaka sayılı Tır çekicisine bağlı plakalı tankerin damperinin açılarak yaya üst geçidine çarpmak sureti ile üst geçidi yaya olarak kullanan müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile belirsiz alacak davası olarak açtıkları davadaki taleplerini ileride arttırmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıların tamamından, 300.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar ... ile İnşaattan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29.05.2017 tarihli miktar artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini 81.766,59 TL'ye yükseltmiştir.

Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; müvekkillerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın teknik arızadan kaynaklandığını, ayrıca talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2017 tarihli ve 2015/197 Esas, 2017/609 Karar sayılı kararıyla; davacının üst geçidi kullanan yaya olduğu dikkate alınarak kendisine herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği, davalı tarafın belirlenen tazminatın tamamından sorumlu tutulması gerektiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının %3.2 ve geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 81.766,59 TL maddi tazminatın davalı ... poliçe limiti ile sınırı olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, bu alacağa davalılar ... ve İnş. A.Ş yönünden kaza tarihi olan 03.09.2014 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihi olan 02.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve İnş. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı İnş. San. A.Ş vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2019 tarihli ve 2019/1792 Esas, 2019/1614 Karar ayılı kararıyla; davacının asgari ücretin 3.36689 katı üzerinden gelir elde ettiği kabul edilerek tazminata hükmedildiği, ancak tazminata esas alınan gelirin belirlenmesine ilişkin araştırmanın yetersiz olduğu, öncelikle kaza tarihinden önce davacının vergi dairesi mükellefi olarak terzilik işi ile iştigal ettiğinin belirlenmesi halinde davacının şahsi katkısı belirlenmeli ve bu kişinin yerine başkasının çalıştırılması halinde ona ödenecek ücretin ne kadar olduğunun tespit edilmesi, bu değerlendirme üzerinden davacının zararının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle; davalı İnş. San. A.Ş vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a-6. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin diğer istinaf taleplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli ve 2019/559 Esas, 2020/463 Karar sayılı kararıyla; kaldırma kararı kapsamında yapılan araştırma ve celp edilen belgelere göre davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için alınan 18.01.2020 tarihli raporun benimsendiği, buna göre davacının maluliyet oranı ve asgari ücret kapsamında talep edebileceği maddi tazminat miktarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 35.967,20 TL maddi tazminatın davalı ... poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu alacağa davalılar ... ve İnş. A.Ş yönünden kaza tarihi olan 03.09.2014 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihi olan 02.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve İnş. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; terzi olan davanın yerine ikame edilecek kişinin alabileceği ücretin miktarı belirlenmeden, doğrudan asgari ücret üzerinden hesaplama içeren ek rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, hüküm altına alınan yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken; müştereken ve müteselsilen ibaresi olmaksızın davalılardan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2021/243 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararıyla; davacının kaza tarihinde terzi olarak çalıştığı, yoklama fişine göre yanında kimsenin çalışmadığı, basit usule geçiş tutanağına göre de kaza tarihi olan 2014 yılında zarar etmiş olduğunun tespit edildiği, bilirkişi tarafından en az asgari ücret seviyesinde kazancı olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin yerine olmadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğu, ayrıca hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretleri yönünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesi gerekirken bu ibare olmasızın davalılardan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmasının da hatalı olduğundan davacı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi gereğinde kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 35.967,20 TL'nin davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu alacağa davalılar ... ve İnş. A.Ş yönünden kaza tarihi olan 03.09.2014 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihi olan 02.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve İnş. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan İnşaat San. ve Tic. A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yargılama gideri dışında kalan istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere dayanarak kararın bozulması isteminde bulunmuştur.

Davalı İnşaat San. ve Tic. A.Ş vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.

03.09.2014 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacının kullandığı üst geçide çarpması sonucu davacı yayanın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51,52,54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalı İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.