Taraflar arasındaki konut sigortası poliçesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin konut sigorta poliçesi ile Acarkent Sitesi - Beykoz adresindeki konutunu sigorta ettirdiğini, sigorta poliçesinin 25.06.2013 tarihinde yenilendiğini, müvekkilinin tüm primlerini süresinde ve eksiksiz ödediğini, sigorta poliçesine göre hırsızlık teminatının 200.000,00 TL olduğunu, 14.09.2013 tarihinde müvekkilinin evine hırsız girdiğini ve değerli eşyalarını çaldığını, hırsızlıkla ilgili Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/636 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, müvekkilinin süresi içinde hırsızlık olayını davalı şirkete ihbar ettiğini, müvekkilinin poliçedeki teminatın kendisine ödenmesini talep etmesi üzerine davalının hırsızlık olayının müvekkilinin çalışanları tarafından gerçekleştirildiği gerekçesi ile hırsızlık sigortası Genel Şartları A.5 Teminat Dışı Kalan Haller bölümünün 5.4 maddesinde bulunan "Sigortalıyla birlikte yaşayan veya birlikte oturan kimseler tarafından yapılan hırsızlık ve tahribat" maddesi dayanak gösterilerek taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin çalınan kol saati, kolye, alyans, bilezik, yüzük, iğne, zincir, kemer, bileklik, altın, cep telefonu, tablet, bilgisayar ve nakit parasının davalıdan tazmini gerektiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının konutunun müvekkili tarafından konut sigorta poliçesi ile sigorta altına alındığını, ilgili poliçede kıymetli eşya teminatı bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, söz konusu poliçede sadece ev eşyaları için 200.000,00 TL teminat verildiğini, davacının kıymetli eşyalarının sigorta örtüsü altına alınması için kıymetli eşyalara ilişkin, müvekkili şirkete eşya listesi verilmesi ve kıymetli eşya hasarları için ek poliçe teminatı talep edilerek prim ödenmesi gerektiğini, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının (5.4) bendi gereği sigortalıyla birlikte yaşayan ve birlikte oturan kimseler tarafından yapılan hırsızlık ve tahribatların teminat kapsamı dışında olduğunu, hırsızlık ile ilgili tutulan ifade tutanaklarından hırsızlık olayının, davacının yanında 5 ay önce işe başlayan çalışanının gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını, zararın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davanın açıldığı İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2017/216 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davanın istinaf istemi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2017/1981 Esas, 2018/1211 Karar sayılı ve 04.07.2018 tarihli kararı ile uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek karar kaldırılmış, görevsizlik kararı ile dosya İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesine gönderilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile poliçede kıymetli eşya teminatı bulunmadığı, davacının davasına dayanak yaptığı iddianın ise kıymetli eşya karşılığı olduğu, sigorta poliçesinde teminata dahil kıymetli eşya listesi bulunmadığı, poliçe kapsamında 200.000,00 TL'lik ev eşyasının teminat kapsamına alındığı, ev eşyasına ise davacının iddiasına dayanak yaptığı kişisel ve kıymetli eşyaların dahil olmadığı, iddia olunan hasarın teminat dışı kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 2006 - 2007 ikinci yıl yenileme poliçesinde kıymetli eşyaların teminat kapsamına alınması için ek liste verdiğini, listenin sonraki dönemde de geçerli olacağı düşüncesiyle hareket ettiğini, sonraki yıllarda primde azalma değil artma olması nedeniyle listenin her yıl yenilemede geçerliliğini koruduğunu düşündüğünü, müvekkilinin çok değerli kıymetli eşyalarını teminat dışında bırakmak istemesinin düşünülemeyeceğini, teminat dışı kalan haller hususunda müvekkiline gerekli bilgilendirme yapılmadığını belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu poliçede, hırsızlık rizikosuna karşı ev eşyalarının 200.000,00 TL bedelle sigorta teminatına alındığı, davacının poliçeye 14 günlük süre içinde itiraz etmediği, poliçe ve eki genel şartların aynen geçerli olduğu, davaya konu kıymetli eşyaların poliçe teminatı kapsamında olmadığı
gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; konut sigorta poliçesinin 6 ncı sayfasında bulunan Özel Şartlar Başlığının 5.1 ve 5.2 numaralı klozlarında hırsızlık için liste verilmesi ve verilmemesi hallerinin ayrı ayrı düzenlendiğini, poliçenin 10 uncu sayfasında bulunan Ziynet Eşyası başlığı altında müvekkiline ait ziynet eşyalarının listelendiğini, müvekkilinin ikinci yenileme ile birlikte verdiği listenin sonraki dönemler için de geçerli olduğu düşüncesiyle hareket ettiğini, 2006 yılında yapılan ikinci yenilemede evinde bulunan kıymetli eşyalarını teminat altına almak için ek liste verdiğini, sonraki yenilemelerde değeri 2006 yılına nazaran artan ziynet eşyalarını teminat kapsamına almak istemeyeceğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sonraki yenilemelerde ödemiş olduğu prim tutarında azalma değil artış söz konusu olduğunu, TTK'nın 1423 ve Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin 26684 sayılı Yönetmelik'in 8 inci maddesi hükmü kapsamında müvekkilinin bilgilendirilmesi gerektiğini, sigortacının sigorta ettireni sözleşme kurulmadan evvel de aydınlatmakla yükümlü olduğunu, genel şartlar evrakının müvekkiline teslim edildiğine ilişkin ispat yükünün davalıda olduğunu, söz konusu genel şartların sigorta sözleşmesinin akdedildiği ve poliçenin düzenlendiği esnada müvekkiline verilmediğini, hırsızlık suçunun faillerinin sadece müvekkilinin çalışanları olmadığını, çalınan değerli eşyanın ev içinde kolay ulaşılabilecek herhangi bir yerde değil yatak odasındaki dolabın içinde gizli çelik kasalarda muhafaza edildiğini, müvekkilinin tacir olmayıp tüketici olduğunu, ancak mahkemece çok ağır sorumlulukların üzerine yüklendiğini, müvekkilinin 14 gün içerisinde (tebliğ almadığı) poliçe şartlarına itiraz etmesi bekleniyorsa önce yapılması gereken işin poliçenin tebliğ edilip edilmediğinin ortaya konması olduğunu belirtmiştir.

Uyuşmazlık, davacıya ait konutun davalı tarafından konut sigortası poliçesi ile sigortalanmasından sonra meydana gelen hırsızlık sonucu uğranılan kıymetli eşya zararının sigorta bedeli kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Hırsızlık Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 ve 1423 üncü maddeleri.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, poliçeye uygun hüküm tesis edilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2 nci maddesi gereğince davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.