Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği olan İlhan ...'ın sürücüsü ve işleteni olduğu, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı araç ile 22.03.2015 tarihinde karıştığı trafik kazasında desteğin hayatını kaybettiğini, davacıların davalı aleyhine açtıkları destekten yoksun kalma tazminatı talepli davanın kabul edildiğini, davalı tarafından kesinleşen mahkeme kararına istinaden yapılan ödemelerin rücuen tahsili için davacılar aleyhine ilamsız icra takiplerine başlandığını, takiplerin kesinleştiğini, davacıların desteğin mirasının reddi için dava açtıklarını ve Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/347 esas ve 2015/1040 karar sayılı dosyası uyarınca mirası reddettiklerini, mirasın reddi nedeniyle davalının rücu hakkının olmadığını belirterek, Akçaabat İcra Müdürlüğünün 2019/3585,3586,3588,3587 ve 3589 esas sayılı dosyalarında yürütülen icra takipleri uyarınca davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul ettiklerini belirterek kabul beyanı doğrultusunda karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davayı kabul ettiği, kabul beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308 inci maddesinde düzenlendiği, kabulün davalının tek taraflı iradesi ile davayı sona erdiren ve davacının istem sonucunu aynen kabul etmesi sonucunu doğuran bir irade açıklama işlemi olduğu, vekilin kabule yetkili olduğu, icra dosyalarının incelenmesinde reddi miras kararının takip dosyalarına ibraz edilmediğinin görüldüğü, bu nedenle davalı ... şirketinin davacılar aleyhine kötüniyetle takip başlattığının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın davalı tarafın kabul beyanı doğrultusunda kabulüne, davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalının mirasın reddine ilişkin karar olmasa da desteğin kusuru uyarınca davacılar aleyhine icra takibi yapma hakkı bulunmadığını, bu nedenle takibin başından itibaren haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının dava öncesinde arabuluculuk görüşmeleri sonrasında da takipleri geri çekmediğini, kabulün ön inceleme aşaması sonrasında gerçekleştiğini, bu nedenle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, öte yandan davacılar lehine eksik vekalet ücreti takdir olunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıların icra takiplerine itiraz etmemeleri nedeniyle takiplerin kesinleştiğini, takip öncesinde davacılara gönderilen rücu talebine de cevap verilmediğini, davalının bu takipler ve dava öncesinde mirasın reddi hususunda bilgisinin bulunmadığını, bu haliyle davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediğini, bu nedenle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla davacılara ödenen bedelin mirasçı sıfatıyla rücuen tahsili için davacılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatmasına engel durum bulunmadığı, gerek icra takipleri öncesinde gerekse takipler sırasında mirasın reddine ilişkin karardan davalının haberdar olduğuna ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, davalının dava dilekçesinin tebliğinden sonra davayı kabul ettiğine dair beyan dilekçesi sunduğu, bu nedenle davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinden bahsedilemeyeceği, o halde davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve ilk celse öncesinde davayı kabul eden davalı aleyhine yargılama giderleri ve bu kapsamda vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.11.2020 tarih ve 2019/545 Esas, 2020/405 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b-2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisine, davanın davalı tarafın kabul beyanı uyarınca kabulüne, davalının dava konusu icra takiplerini başlatmakta kötüniyetli olduğu anlaşılamamakla davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vererek, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davalının sorumlu olmaması yoluna gitmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kötüniyet tazminatının reddinin hatalı olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiğini, davalının mirasın reddine ilişkin karar olmasa da desteğin kusuru uyarınca davacılar aleyhine icra takibi yapma hakkı bulunmadığını, bu nedenle takibin başından itibaren haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının dava öncesinde arabuluculuk görüşmeleri sonrasında da takipleri geri çekmediğini, kabulün ön inceleme aşaması sonrasında gerçekleştiğini, bu nedenle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacıların mirasın reddedildiğine dair davalıya bilgi verme zorunluluğunun bulunmadığını belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla davacılara ödeme yapan davalı zorunlu trafik sigortacısının ödediği bedelin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 95 inci maddesi ile ZMSS poliçesi ve ZMSS Genel Şartları gereği sigortalının mirasçılarından rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takipleri sonrasında açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile davalının icra takipleri sırasında mirasın reddi davasından haberdar olmadığının anlaşılmasına, eldeki davada ise cevap dilekçesi süresi içinde davayı kabul etmiş olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
269,85 TL 0.H.
59,30 TL P.H.
210,55 TL Kalan