Beraat kaldırılarak mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yürütülen soruşturma neticesinde, sanığın, 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2018 tarihli ve 2017/250 Esas, 2018/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2018/2583 Esas,

2019/2270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın, 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, netice hapisten çevrilen 6.000,00 TL ve doğrudan verilen 1.660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi, eksik inceleme ile karar verildiğine, usule ve zamanaşımına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesi tarafından, sigara makinesinin çalıştırılmadığı kabul edilerek, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 1072 sayılı Kanun kapsamındaki sigara makinesinin bulundurulmasının da suça vücut vereceği ve sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

1.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilmiş ise de, dosyanın tetkikinde sanığın iş yerinde ele geçirilen makinenin 1072 sayılı Kanun'un birinci maddesi kapsamında olup olmadığına yönelik bir inceleme yapılmadığı gibi makineye ilişkin görsellerin de dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, öncelikle sanığın iş yerinde ele geçen makinenin 1072 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı belirlendikten sonra sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

2.Anayasa Mahkemesinin 21.4.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde hüküm altına alınan seri yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan“…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddeleri uyarınca dosyanın “seri yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2018/2583 Esas, 2019/2270 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.11.2023 tarihinde karar verildi.