Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2015 tarihli iddianamesiyle başka suçlarla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun bırakılması suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun bırakılması suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.03.2022 tarihli ilamı ile özetle ''...kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cebir ve tehdit kullanarak gerçekleştirmesi karşısında, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109 maddesi ikinci fıkrası hükmü yerine aynı Kanun’un 109 maddesi birinci fıkrası hükmü ile cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayininin...'' hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Alaşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli kararı ile cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı madde son fıkrası uyarınca hükmün 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası üzerinden infaz edilmesine, karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz istemi, müştekinin rızasının bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığına, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verildiğine ilişkindir.
Dava konusu olay; sanığın, Alaşehir terminalinde minibüsün içinde bulunan ve eve gitmek isteyen eşi olan mağdurun saçlarından tutarak minibüsten aşağıya indirip kendi aracına bindirdiği, birlikte eve gittikleri, aynı günün akşamı mağdura İzmir’e gideceklerini söylediği, mağdurun İzmir'e gitmek istemediğini söylemesi üzerine " ya benimle gelirsin, ya da seni öldürür öyle giderim" şeklinde sözlerle tekrar tehditte bulunduğu, mağdurun korkması nedeniyle sanık ile aynı araçta yola çıktığı, İzmir'in Çiğli ilçesindeki sanığın annesinin evine gittikleri, ertesi gün sabah sanığın evden ayrılmasını fırsat bilen mağdurun kızını da alarak terminale, oradan da Alaşehir’e geri döndüğü, durumu kolluğa bildirdiği, bu şekilde sanığın eşini hürriyetinden yoksun bıraktığı iddiasına ilişkindir.
Dava dosyası içeriği, mağdur ve müşteki anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanak, tanık beyanları, sanık savunmaları, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz itirazları reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.01.2024 tarihinde karar verildi.