Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan vekilinin temyiz isteği; suçta kullanılan nakil aracının müsaderesi gerektiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir

2.Sanığın temyiz isteği; usulüne uygun arama yapılmadığına, gümrüklenmiş değerin bilirkişiler tarafından tespit edilmediğine ve beraati gerektiğine ilişkindir.

14.06.2013 tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki tır ile Irak'tan Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur sınır kapısına geldiği, risk analizleri çerçevesinde araçta yapılan aramada 8 karton kaçak sigara, 8400 gr çay, 150 paket puro, 1 adet fotoğraf makinesi ve 321 adet cep telefonu ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında, suça konu eşyaları taşıma karşılığında 1500 TL alacağını, gümrüklenmiş değerin iki katını ve vergiler toplamını karşılayacak maddi gücü olmadığını beyan etmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

33 FY ... plakalı nakil aracının müsaderesine yer olmadığına dair kararın Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 14.12.2020 tarihli ilâmı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği gözetilmeden nakil aracı hakkında yeniden karar verilmesi hukukî değerden yoksun, olup nakil aracı ile ilgili yeniden verilen karar inceleme dışı bırakılmıştır.

Gümrüklenmiş değerin iki katı tutarın ödenmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceğinin sanığa ihtar edildiği ve sanığın ödeyecek maddi gücünün bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

Tüm dosya kapsamına göre sanığın kullandığı araçta ticari miktar ve mahiyette kaçak eşyaların ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

25.01.2024 tarihinde karar verildi.