Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Tüketici Kredilerine Yönelik Hayat Sigortası Poliçesine dayalı tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi...'ın 28.10.2010 tarihinde 24.000,00 TL bedel üzerinden dava dışı İş Bankası ile tüketici kredi sözleşmesi akdettiğini, bu kredi bedelinin teminatı olarak davalı ile Tüketici Kredilerine Yönelik Hayat Sigortası Poliçesi düzenlendiğini, murisin 28.10.2012 tarihinde kalp krizine bağlı vefat ettiğini, davalının bakiye kredi borcundan sorumlu olduğunu belirterek poliçe teminat bedeli olan 24.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 15.11.2012 tarihinden ticari faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını ayrıca murisin 28.10.2012 tarihinde saat 22: 30'da vefat ettiğini, düzenlenen poliçenin aynı gün 12: 00'de sona erdiğini, bu nedenle poliçeden kaynaklanan sorumluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2013 tarihli ve 2013/107 Esas 2013/376 Karar sayılı kararıyla; poliçede daini mürtehin sıfatına sahip olan dava dışı İş Bankası tarafından eldeki davanın açılabileceği, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmustur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.11.2017 tarihli 2016/15427 Esas 2017/10927 sayılı kararı ile; "...Mahkeme tarafından poliçenin lehtarı (dain mürtehin) tarafından davanın açılması gerektiği gerekçesiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı, temyiz incelemesi sonucunda daire tarafından davacılar murisinin bakiye borç miktarının sorulması için geri çevrilmiş ve dosya içinde bulunan davacılar tarafından sunulmuş olan belgeler ve kredi veren banka tarafından mahkemeye yazılan cevabi yazıda, bakiye borcun 20.10.2015 tarihi itibariyle ödenmiş olduğu ve ilgili krediden bankanın alacağının kalmadığı belirtilmiş olması karşısında mahkemece davanın esasına girilerek toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan mahkemenin 12.03.2019 tarihli ve 2018/151 Esas 2019/275 sayılı kararıyla; sigorta şirketinin acentası olarak hareket eden rehin hakkı bulunan bankanın muris...'ı mevzuat kapsamına göre bilgilendirmediği, bu sebeple hayat sigortasının yenilenmemesinde sigorta şirketinin kusurlu olduğu ve davalının bakiye kredi borcunun tazmininden sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 16.297,39 TL'nin 26.12.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2020 tarihli 2019/3692 Esas 2020/7116 sayılı kararı ile "...Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1487/1. maddesi "Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir." düzenlemesini içermektedir." Somut olayda, her ne kadar mahkemece davalının poliçenin yenilenmemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek bakiye kredi anaparası üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, poliçenin yenilenmesi halinde davacılar murisince ödenmesi gereken poliçe prim tutarının belirlenerek poliçe teminat miktarından mahsubu ile karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının poliçenin yenilenmemesinde kusurlu olduğu, poliçenin yenilenmesi halinde davacılar murisince ödenmesi gereken 183,43 TL poliçe prim tutarının mahsubu ile bakiye kredi borcundan davalının poliçe kapsamında sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 16.113,96 TL'nin 26.12.2012 tarihinden yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, düzenlenen hayat sigortası poliçesinin 1 yıl süreli olup yenilemeli bir sözleşme olmadığını, bu nedenle poliçenin yenilenmemesinde müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana ait olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
davacıların murisi ile davalı arasında düzenlenen "Tüketici Kredilerine Yönelik Hayat Sigortası Poliçesine" dayalı teminat bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Hayat Sigortası Genel Şartları.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
25.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.