Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/01/2011 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 31/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı dava dilekçesinde, davalı idare aleyhine uygulanan idari para cezasının kesinleştiğini, bu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali için açtıkları davanın Asliye Hukuk Mahkemesince idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, bunun üzerine idari yargıda alacağın tahsili için açtıkları davanın ise idari yargı tarafından görülebilecek işlerden olmadığı gerekçesiyle ilk incelemede reddedildiğini, konuyu Uyuşmazlık Mahkemesi'ne taşıdıklarını fakat bu mahkemece adli ve idari yargıdaki taleplerin farklı olması nedeniyle teknik anlamda bir görev uyuşmazlığı olmadığından başvurularının reddedildiğini beyanla, genel takip yoluyla kurum alacağının yasal faizi ve %40 icra inkar tazminatıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, Ankara 25.Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki ve eldeki davaların tarafları, konusu ve sebepleri aynı olduğundan, HMK.nun 303. maddesi gereğince kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu alacak davalı idarenin yasal zorunluluğa aykırı olarak işçi temini isteğini davacı kuruma bildirmeden sağlaması, bu işçilerin tescili için yasal olarak ödenmesi gereken bedeli de ödememesi nedeniyle uygulanan idari yaptırım kararına dayandığına göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca davacı dava konusu ettiği alacak için doğrudan icra takibi başlatmak yerine alacağı öncelikle davalı idareden istemeli, davalı idare şayet ödemede bulunmaz veya isteği reddederse, bu red işlemi için idari yargıda dava açmalıdır.Yukarıda yazılı şekilde adli yargıda dava açılması doğru değildir.Dava konusu uyuşmazlığı çözmek adli yargının görevi olmadığından, kesin hüküm gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 29/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.