Taraflar arasında görülen davada Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2010 tarih ve 2009/132-2010/158 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.09.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. .....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...'dan olan 34.500,00 TL alacağının tahsili amacıyla anılan borçlu aleyhine icra takibine geçildiğini, takip sırasında 17.09.2008 tarihinde borçlunun Ödemiş Ziraat Bankası'nda bulunan hesaplarındaki mevduatların üzerine haciz konulması için anılan banka şubesine icra müdürlüğü tarafından müzekkere gönderildiğini, bankanın aynı tarihli cevabi yazısı ile ilgili kişiye ait hesaplar üzerine haciz koyma işleminin tatbik edildiğini bildirdiğini, dava dışı borçlunun banka hesabında 18.09.2008 tarihinde 24.372,81 TL bulunmasına rağmen davalı Banka'nın bu parayı icra dosyasına ödemediğini, haczedilen miktardan dolayı davalı Banka'nın sorumlu olduğunu ileri sürerek, yapılan ıslah sonucu 23.865,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, haczin uygulandığı tarihte borçlunun hesabında para olmadığını, iddia edilen tutardan müvekkili bankanın alacakları tahsil ve tasfiye edildikten sonra artan bir para kalmadığından icra dosyasına ödeme yapılmadığını, müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı ...'dan olan alacağını tahsil amacıyla yürüttüğü icra takibinde 17.9.2008 tarihinde anılan borçlu adına Ödemiş Ziraat Bankası'nda bulunan hesaplara haciz konulduğu, haciz işlemi nedeniyle 17.09.2008 tarihi itibariyle gerek borçlunun gerekse bankanın borçluya ait para üzerindeki tasarruf yetkisinin ortadan kalktığı, davalı Banka'nın gönderilen haciz müzekkeresine takas, rehin, mahsup talebini içeren bir itirazda bulunmadığı, haciz işleminin ardından gönderilen haciz müzekkeresini 17.09.2008 tarihinde tebliğ alan davalı Banka'nın bu tarihten sonra, gerek borçluya gerekse başka bir alacaklıya ödeme yapması veya kendi takas mahsup hakkını kullanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davalı Banka'nın dava dışı borçlu ...'nın hesaplarında bulunan toplam 24.375,54 TL'den sorumlu olduğu, her ne kadar dava ve ıslah dilekçelerinde "faiz talebi" olmasa da davacı vekilinin 07.12.2009 tarihli dilekçesi ve son celse esas hakkındaki beyanında yaptığı faiz talebine davalı tarafından "davanın genişletildiği" gerekçesiyle karşı konulmaması, dolayısıyla da sonradan davanın genişletilmesi yoluyla yapılan faiz talebine davalının zımmen rıza göstermesi nedeniyle alacağa temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine de karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 23.865,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacının dava dışı 3. şahıstan olan alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibi sırasında davalı Banka'ya gönderilen 17.09.2008 tarihli haciz yazısı ile dava dışı borçlunun davalı Banka nezdinde açılmış bulunan hesaplarındaki mevduatların üzerine haciz konulmuş olmasına rağmen davalının konulan haciz işlemine aykırı olarak icra dosyasına ödeme yapmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava dışı borçlunun davalı Banka'daki hesabına haciz tarihinden sonra gelen paralardan dolayı da davalı Banka'nın sorumluluğuna karar verilerek yazılı şekilde 23.865,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı Banka'ya haciz yazısının gönderildiği tarihte dava dışı borçlunun banka nezdindeki hesabında 12.300,23 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı Banka'nın yükümlülüğü haciz yazısının geldiği tarihte hesapta bulunan 12.300,23 TL’nin icra dosyasına gönderilmesi ile sınırlı olup, davalı Banka'nın anılan miktar ile sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, haciz yazısından sonra hesaba giren paralardan da davalı Banka'nın sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.