Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 09.02.2012 tarihli ve 2012/660 Esas, 2012/35 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üste fiilen taarruz suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 91 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 09.02.2012 tarihli ve 2012/660 Esas, 2012/35 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 24.09.2013 tarihli ve 2013/1096 Esas, 2013/1110 Karar sayılı ilamıyla; tanık ...’un ifadesinin tespit edildiği, esas hakkındaki mütalâanın verilip mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 09.02.2012 tarihli duruşma tutanağının birinci sayfasının tutanak katibi tarafından imzalanmamış olmasının, 5271 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesine; yazılı delillerin okunmamasının ve Askeri Savcıya diyeceklerinin sorulmamasının 5271 sayılı Kanun'un 215 inci maddesine ve duruşma tutanaklarının başlığında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adının belirtilmemesinin aynı Kanun'un 220 nci maddesine aykırılık oluşturması sebebiyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.08.2015 tarihli ve 2013/429 Esas, 2015/683 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında üste fiilen taarruz suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 31.10.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 31.10.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 04.06.2016 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2017 tarihli ve 2016/692 Esas, 2017/230 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2018/9 Esas, 2018/457 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.08.2015 tarihli ve 2013/429 Esas, 2015/683 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmünün açıklanmasına, sanığın üste fiilen taarruz suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu ve 62 nci maddeleri, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; masumiyet karinesi işletilmeyerek şüpheden sanık yararlanır ve silahların eşitliği ilkelerine aykırı davranıldığına ilişkindir.

1.Sanığın olay günü 19.00-21.00 saatleri arasında nizamiye nöbetçisi, mağdurun ise aynı saatlerde nöbetçi onbaşı olduğu, sanığın nöbetine kendisini götürmesi için gazinoda oturmakta olan mağdurun yanına geldiği, mağdurun aynı zamanda Merkez K.lığı yazıcısı olduğu, nöbetle ilgili sorulardan bunalması nedeniyle nöbet listesini kontrol etmediği, sanığa kendisinin nöbetçi olmadığını söylediği, bunun üzerine tekrar nöbet listesine bakan sanığın mağdurun yanına yeniden gelerek kendisinin nöbetçi onbaşı olduğunu söylediği, mağdurun yine sanığa inanmadığı, sonrasında mağdurun sanığın gerçekten nöbetçi olduğunu öğrenmesi üzerine sanığa derhal nöbete gidilmesini söylediği, sanık ve mağdur arasında bu konuda tartışma başladığı, tartışma sırasında birbirlerine küfür ettikleri ancak hangisinin önce küfür ettiğinin tam olarak tespit edilemediği, bu esnada sanığın elinde bulunan G-3 piyade tüfeğinin
namlusu ile mağdurun yüzüne vurduğu maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; olay tarihinde nöbet listesini incelediğinde nizamiye nöbetinin olduğunu gördüğünü, bunun üzerine devriye Onb. ...'nun yanına giderek, kendisine devriye onbaşısı olduğunu söylediğini, ...'nun devriye onbaşı olmadığı şeklinde karşılık verdiğini, emin olmak için nöbet listesini kontrol ettiğinde devriye onbaşısının ... olduğunu gördüğünü ve kendisine bunu tekrar hatırlattığını ancak ...'nun TV izlemeye devam ederek yerinden kalkmadığını, sonrasında dışarıda beklemeye başladığını, yaklaşık 15 dakika sonra ...'nun yanına gelerek neden nöbete çıkmıyorsun şeklinde bağırmaya başladığını, bu görevin kendisinin olduğunu söylediğini, üzerine yürüyerek el kol hareketi yaptığını, aralarında itişmeler olduğunu, o anda kendine hakim olamayarak G3 tüfeği ile ...'nun yüzüne vurduğunu, daha sonra Nöb.Astsb. ... Dere'nin olay yerine gelerek kendilerini ayırdığını, Ferhat Havutçuyu revire götürdüklerini, olay tarihinde ailevi sorunları nedeni ile hassas bir dönemde olduğunu, öncelikle beraatini talep ettiğini, aksi halde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve kamuya yararlı bir işte çalıştırılma hükümlerinin uygulanmasını kabul ettiğini beyan etmiştir.

3.Mağdurun yapılan muayenesi sonrası birlik revirinde "..sol göz lateralinde zygomatik ark'a uyan bölgede yuvarlak şekilde (yaklaşık 2 cm çapında) kenarları düzgün yüzeysel kesi izi mevcuttur, aynı bölgede yaklaşık 3x3 cm'lik ödem ve ekimotik alan görüldü, kırık şüphesi nedeniyle Hayrabolu ... Hastanesi acil polikliniğine sevk edildi, çekilen 3297 protokol numaralı kafa grafisinde herhangi bir fraktüre rastanmadı. Bölgedeki kesi 3.0 ipek ile sutüre edildi, toplam 10 sutür atıldı, lokal soğuk uygulama yapıldı.." şeklinde geçici rapor tanzim edilmiştir.

4.Mağdurun yaralanmasının derecesi hakkında Gelibolu ... Hastanesi tarafından basit bir tıbbi müdahale ile giderilebileceği yönünde kati rapor düzenlendiği görülmüştür.

5.Mağdur ... ile usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanık ...'un ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

6.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2017 tarihli ve 2016/692 Esas, 2017/230 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.

7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

1.Olay tarihinde sanığın rütbesiz ... er, mağdurun ise onbaşı rütbesine haiz olduğu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun'un (211 sayılı Kanun) 10 uncu ve 1632 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre aralarında ast-üst ilişkisinin bulunduğu, sanığın rütbece üstü olan mağdura tüfeğin dipçiği ile vurmak suretiyle doğrudan vücut bütünlüğüne ve üstlük nüfuz ve otoritesine yönelik fiili saldırı gerçekleştirdiğinin kabulü ve dosya kapsamında bulunan ve usulüne uygun ifadeleri alınmış mağdur ve tanık ifadelerinin de bu yönde olduğu göz önüne alınarak Mahkemece sanığın üste fiilen taarruz suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç
işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında, bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2018/9 Esas, 2018/457 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.11.2023 tarihinde karar verildi.